4 Mart 2026 Çarşamba

Hatalı Park

 İşlek bir caddede sabah yürüyüşümün sonunda gözüme kestirdiğim küçük bir kafenin dışarısında bulunan masaya oturdum. Havada kırık bir güneş vardı ve beresiz dolaşılmayacak kadar soğuktu. Motorsikletle geçen polis telefonuyla hatalı park etmiş arabaların resmini çekiyordu. Biz fanilerin de zaman zaman yanlış insanların yanına, yanlış yerlere hatalı park edip etmediğimizi, olmayacak aşk maceralarının peşine takılıp takılmadığımızı düşündüm. Aklıma yıllar önce okuduğum Orhan Pamuk'un Masumiyet Müzesi romanındaki genç adamın sevdiğini elde edebilmek için yürüdüğü " sabır " dolu ve çileli yol geldi. Dijitalde dizisi çıkınca şimdi yeniden gündemde. Garson geldi ve nihayet siparişimi verdim. Sade Türk kahvem gelince dışarıda olmama rağmen yeni kurallar gereği sigara içmenin yasak olduğunu öğrendim. Yüzüm ekşidi. Cigarasız kahve de olmaz ki...Cigara kahvenin pezevengi sonuçta. Kahvemi içip evin yolunu tuttum. Altından dere geçen köprünün başında onu gördüm. Kendisi için yazılan yüze yakın şiirden ve geçmişte ona karşı duyduğum derin muhabbetten habersiz kızı. Tanışıklığımız vardı ama yanından geçerken gözlerimi öte tarafa çevirdim ve köprüde yürümeye devam ettim. Köprünün altından çok sular geçmişti. Demir tavında dövülürdü. Her şey zamanında yaşanmalıydı. Ben onunla burun buruna geldiğimde gözlerimi öteye çevirerek kendime artık yeni ihtimallere hazır olduğumu ispatladım. Sonuçta sadakat isteyen önce kendine sadık olmalıydı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder