Çok satan romanları olan bir yazarın otobiyografik bir kitap ortaya koymasını hep cesur bulmuşumdur. Romanlarda yazarın hatıraları, hayal gücü ve fikirleri makyajlı bir halde okurun karşısına çıkar. Yazarın ürettiği kurgu gerçek kimliği ile okurun arasına koyduğu bir filtredir. Nobel Ödüllü yazarımız Orhan Pamuk Kelimeler ve Resimler adlı son kitabında makyajsız haliyle yani kendi hayatıyla okurunun önüne çıkıyor. Bu kitapta çocukluğunu, askerlik günlerini, 22 yaşına kadar sahip olduğu resim tutkusunu ve hayatının ilk döneminde ressam olma isteğini, ilk romanının yayınlanması için 7 yıllık bekleyişte yaşadığı zorlukları, Umberto Eco, Paul Auster, Ara Güler gibi büyük yazarlar ve sanatçılarla olan hatıralarını, dünyada 190 ülkede gösterilen ve çok popüler olan dizi haline getirilen Masumiyet Müzesi romanının ve müzesinin ortaya çıkış hikayesini, resimle ve ressamlarla olan fikri diyaloğunu, Dünyadaki ve ülkemizdeki müzeler ve müzecilik üzerine fikirlerini, dünyadaki çeşitli dergilerde yayınlanmış yazılarını ve ilk defa yayınlanan kısa bir öyküsünü bulacaksınız. Orhan Pamuk okumayı seviyorsanız ( sevmeyen var mıdır acaba? ) yada romanlarına başlamadan önce onu tanımak adına bu kitap iyi bir fırsat. Yazar ilk kez filtresiz haliyle bu kitapta karşınıza çıkacak. Orhan Pamuk'dan Kelimeler ve Resimler belgesel tadında bir kitap olmuş. Herkese tavsiye ederim.
:)
HER KALP ATIŞI, BİR EVREN OLASILIKLA DOLUDUR...
18 Eylül 2026 Cuma
17 Eylül 2026 Perşembe
Dalgalar ve Kıyılar
Bir ikindi vakti sonbahar rüzgarları esen bir sahilde. Denizin lacivert dalgaları hırçın hırçın sahile geliyor. Her bir dalganın huysuzluğu önünde beyaz köpük olmuş akıyor. Dalgalar kumsala vurunca bir kaç saniye içinde o huysuzluktan eser kalmıyor. Benim huysuzluğum da tıpkı o dalgalar gibi. Kısa sürüyor. Yeterki kavuşacak kıyısı olsun... Her insanın kendisini sakinleştirecek bir kıyısı olmalı. Kıyıya kavuşmanın hayali, kıyıya kavuşmaktan daha mı tatlıdır? Size sordum çünkü cevabını ben de tam olarak bilmiyorum. 2026 yılının bir güz gününde cevabını veremediğim bu soruyu belki bundan otuz yıl sonra hayatımın güzünde 70 li yaşlarda eğer kıyıma kavuşmuşsam yanıtlayabilirim. Yazıya tam burada ara veriyorum ve yarım saattir dedikodu yapan iki teyzenin kalktığı denize en yakın masaya yerleşiyorum. Sararmaya başlamış yaprakları rüzgardan dolayı kıpırdayan görkemli bir çınarın altındayım şimdi. Buraya oturunca bir kaç metre önümdeki kırmızı kırmızı açmış nazende çiçekleri dikkatimi çekiyor. Yere yakın oldukları için herkes onları fark etmiyor. Zaten tüm güzel şeyler alçak gönüllü değil midir? Vakit Eylülün ortası olmuş, Yalova'da deniz sezonu bitmiş lakin öğlen şehirde gördüğüm turist bir çift kendilerini dalgalara bırakıyor. Hayat galiba çılgınlıklar yapabildiğin sürece güzel oluyor. Aslında mucize her anımızda, hayatımızın her köşesinde var. Ama kritik bir nokta var: şüphe mucizelerin işlemediği tek tuzaktır.
Lobi
Fotoğrafa iyi bakın. Sağdaki Ed Sheeran Amerikalı dünya çapında bir müzisyen. Soldaki ise Macklemore o da tanınmış bir rapci. Bu ikili birlikte konserlerde aynı sahneye çıkıyor. Genelde Macklemore Ed sheeran'ın ön grubu olarak performans yapıyor bazen de sahnede birlikte şarkı söylüyorlar. Macklemore sahnede Filistin halkına verdiği destekle tanınıyor. Birgün turne arkadaşı Ed Sheeran'dan bir telefon alıyor " Filistin ile ilgili tutumundan ötürü konserlerimizin iptal edilmesi gündeme geldi. Bu benim kararım değil organizatörlerin kararı. Turneden çekilmen gerekiyor. Aksi halde hepimiz işsiz kalırız " mealinde bir diyalog geçiyor. Macklemore da turneden çekiliyor ve kamuoyuna " Filistin'i desteklediğim için işimden oldum. Turneden bugüne kadar kazandığım 1 milyon doları Filistinlilere insani yardım için bağışlıyorum " diyor. Bu işin arkasında New England Patriots takımının ve Gillette stadyumunun sahibi Robert Kraft adlı iş adamı var. Filistin destekçisi rapci Macklemore'u işinden eden o... Küçücük İsrail'in dünyaya nasıl kafa tuttuğunun canlı bir kanıtını görüyoruz bu hikayede. Parayı verenin düdüğü çaldığı bir yerde yaşıyoruz ne yazık ki. " Vay sen İsrail aleyhine mi konuştun? Vay sen Filistin'i mi destekledin? O zaman seni sustururum " anlayışı hakim. Konserlerin verileceği stadyumların sahibi olan ve rapci Maclemore'u ekmeğinden eden iş adamı Robert Kraft " İsrail Lobisinin " kanlı canlı örneği. Parayı kontrol eden İsrail maalesef dünyayı da kontrol ediyor. Şeytan birgün uyuya kaldı. Sert bir rüzgar esti ve şeytandan üç tüy düştü. Biri paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öbürü ihtirasa. O günden sonra şeytan hiç bir iş yapmadı.
15 Eylül 2026 Salı
Çimen, Zebra ve Aslan
Kötülük mü fenadır yoksa kötülüğün yaşamasına elverişli olan ortam mı daha fenadır? Mikrop her zaman bünyededir lakin vücut zayıf düştüğünde insanı hasta eder.
2010 yazı. Madrid'de Rock in Rio festivalinde o gece sahneye çıkan Rihanna, Shakira ve David Guetta performanslarıyla 80 bin kişi kendimizden geçtik. Sonra binlerce kişi bizi şehir merkezine götürecek otobüslere binmek için sıraya girdik. Aradan uyanığın biri çıktı ve sıraya kaynak yapmaya çalıştı. Yüzlerce İspanyol adama bir anda bağırdı ve adam kaynak yapmaktan vazgeçip tırıs tırıs sıraya döndü. Bir toplumda kötülük suçun işlenmesinin bahanesi olmamalı. Toplum sağlam olduktan sonra çürük elmalar orada barınamaz.
Peki ya suçlu ve suçluların zemin bulduğu " Hasta " toplumlar ne yapmalı? Gelişim doğrusal değil sarmaldır. Defalarca aynı yaraya geri döneriz ancak her dönüşte anlayışımız bir kat yukarıya taşınmıştır. Her gün daha az hata yaparak zamana yayılmış bir süreçte iyiye ulaşabiliriz. Bir günde hasta olmadık ve bir günde iyileşmeyi bekleyemeyiz. İnancımızı kaybetmeden sabırlı ve kararlı adımlarla kendimizi tekrardan iyi etmeliyiz. Birde bir şeyin iyi yada kötü olması konusunda yargılara geniş bakış açısıyla varmalıyız. Çünkü çimene sorsanız: Zebraya canvar, aslana ise kahraman der.
14 Eylül 2026 Pazartesi
Arda Güler
Şu fotoğrafa iyi bakın. Bi tarafta doksanlar ve ikibinlerde Real Madrid takımının yıldızı Luis Figo, diğer tarafta bundan yaklaşık otuz sene sonra ortaya çıkan henüz 21 yaşında olmasına rağmen potansiyeliyle Real Madrid'de geleceğin yıldızı olmasına tüm otoriteler tarafından kesin gözüyle bakılan Arda Güler. Milli gururumuz Arda Güler geçen hafta oynanan Real Madrid-İnter maçından önce Şampiyonlar liginde geçen sezon en iyi çıkış yapan genç oyuncu ödülünü Luis Figo'nun elinden aldı.Bir çocuk düşünün: Daha 17 yaşında dilini, örfünü, adetini bilmediği ülkesinden 2000 kilometre uzağa İspanya'ya gurbete gidiyor.Bir çocuk düşünün: Daha 17 yaşında Real Madrid gibi dünyanın en büyük kulübünün kapısından içeri giriyor. Burnundan kıl aldırmayan yüksek egolu star futbolcuların arasına karışıyor ve medya,taraftar,camiya baskısına göğüs geriyor. Yahu ben 17 yaşındayken restoranda garsona sipariş vermekten utanırdım ;) 3 yıl yedek kalmayı kafasına takmıyor. Sonradan dahil olduğu maçlarda kalitesini belli ediyor. Orta sahadan 50 metreden gol atıyor, frikikten gol atıyor, asist yapıyor, çalım atıyor, oyun kuruyor... Yahu bu çocuk her şeyi yapıyor. Hele geçen hafta sonu 71. Dakikada oyuna girdikten sonra Mbappe'ye öyle bir gol attırdıki... Akan oyunda orta sahada topu sürdü, sağ tarafta atak yapan Mbappe'ye 30 metrelik attığı top arkadaşının ayağına gelirken yavaşladı ve Mbappe topu kontrol ihtiyacı bile duymadan golü attı.Bravo Arda. Türk halkı sana güveniyor. Real Madrid'de bir daha bırakmamak üzere formayı sırtına geçirmeni ve bir star gibi parlamanı istiyoruz. Sende bunu yapacak inanç ve yetenek var. Yolun açık olsun.
13 Eylül 2026 Pazar
Zaman
Zaman Tanrı'nın en büyük merhametidir. Zaman olmasaydı ve her şey "birden" olsa insan buna katlanabilir miydi? Neşe hüzün, kahkaha gözyaşı, doğum ölüm, sevgi nefret, aşk ayrılık... Her birinin kendine ait bir zamanı olduğu için insan bu duyguların taşıyıcısıdır. Yoksa hayatın tümünü bir anda içmeye çalışan insan, kendini kaybedip asla ayılamayacağı bir sarhoşluğun içinde debelenip dururdu. Zaman yaşananları aydınlatan bir ateştir. Zaman olmasa çocukluğumuza, gençliğimize, olgunluğumuza şahit olabilir miydik? Tohumun fidan,fidanın ağaç oluşuna şahit olabilir miydik? Şu hayatta toz kondurmadıklarımız kirden görünmez olmuş... Görmek için bazen gözler kafi gelmez. İnsan bazen zamanla görür...
Ya mekana ne demeli? Mekan ( dünya ), hakimiyet kurup egonu yarıştıracağın yada kocamanlığı karşısında ürkeceğin bir rakip değil her şeyin senin başına gelmesini engelleyen bir habib'dir. O yüzden; rakib habib olduğunda, lanet hidayet olduğunda, eziyet inayet olduğunda, husumet afiyet olduğunda, gaflet vahdet olduğunda insan gerçekten kurtulur.
Hayalinin Peşinden Git
Mohammed Abubakar Kabo Air'de temizlikci olarak işe başladığında günde 2 dolardan az kazanıyordu. Kariyerindeki bu mütevazi başlangıca rağmen pilot olma hayalinden asla vazgeçmedi.
Takip eden 20 yılda havacılık sektöründe farklı roller üstlendi. Ground staf, uçuş görevlisi ve check in memuru olarak çalıştı. Bunların hepsini havacılık okuluna kayıt olması için gereken parayı biriktirebilmek için yaptı.
24 yıllık adanmışlık, kararlılık, sıkı çalışmanın sonucunda Mohammed nihayet kanatlarını kazandı. Bugün Azman Air'de ticari pilot olarak çalışıyor ve çocukluk hayalini dikkat çekici bir kariyere dönüştürmüş durumda.
Onun bu yolculuğu, başlangıç noktanızın varacağınız yer konusunda belirleyici olmayacağını ortaya koyuyor. Sabır, kararlılık ve atılım yapma cesaretiyle en büyük hayaller bile gerçeğe dönüşebilir.