13 Mart 2026 Cuma

GABO

 Ben bu amcanın kitaplarını okurken sanki ufalıp küçük bir çocuğa dönüşmüşüm ve büyük dedem gece ben uyumadan önce yatağımın başında bana tatlı tatlı masal anlatıyormuş gibi hissediyorum. Metinlerinde sizi hep anlatının içinde tutan bir süreklilik, karakterlerin psikolojik durumlarını yumuşak bir üslupla size aktaran tahliller, dudaklarınıza dolaylı bir yolla kondurulan mizah, zaman makinesiyle geçmişe gitmişsiniz hissi veren hikayenin geçtiği yerin sosyolojik yapısının aktarılması ve kahramanların yaşadığı muhteşem aşk maceraları var.1982 de Nobel ödülü kazanmış Kolombiyalı yazar Gabriel Garcia Marquez'den bahsediyorum. Geçen hafta Kolera Günlerinde Aşk adlı romanını okudum. Şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki; bu eser rahatlıkla onun en meşhur romanı olan Yüz Yıllık Yalnızlık'ın yanında yer alıyor. Bir aşk romanı. Aşkın delilik halini anlatıyor. 19. Yüzyılda iç savaşlar ve kolera salgınıyla sınanan Kolombiyada başlayan ve 20. Yüz yıla taşınan 50 küsür yıllık bir aşkın hikayesi. 20 li yaşlarda sevdiği kadını bir başkasına kaptıran ve yetmişlerine gelinceye kadar bir sürü gönül ilişkisi yaşayan ama her anında kalbi onun için çarpan Florentino Ariza'nın Fermina Daza'ya duyduğu tutkulu, deliliğe varan aşk hikayesi. Bayan Daza'nın kocası doktor Juvenal Urbino ile olan hayat arkadaşlığına da bir pencere açıyor ve evliliğin inişlerini, çıkışlarını, paylaşımlarını bir karı-koca arasındaki ebedi arkadaşlığı, yoldaşlığı kısacası evliliğin her halini gözler önüne seriyor. Kitap şu cümleyle bitiyor: sonsuzluk ölüm değil, hayatı yaşamaktır. Gabriel Garcia Marques'den Kolera Günlerinde Aşk. Muhakkak okuyun.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder