Her sevgi insana bir şey öğretir. Kimisi öğrenir, öğrenir, o kadar çok öğrenir ki sonuçta öğretmen olur. Lakin öğrenciliğini hiç yaşayamamış öğretmen kadar daha dramatik bir şey yoktur şu hayatta. Çocuk olmalı insan. Çocukca aşık olmalı, çocukca mutlu olmalı, cocukca oynamalı hayat denen şu oyunu. Saflığını ve iyi şeylere olan inancını asla terk etmemeli. Saf demişken bakın şimdi aklıma ne geldi. Cemaatle namaza dururken hepimiz yan yana dizilir saf tutarız. Yani saf ederiz. Hatta Saffet ismi buradan gelir. Allah huzuruna çıkmak için saf etmemiz gerekiyor. Saf etmenin sadece bir duruş şeklinin biçimsel manasının ötesinde bir derinliği olduğunu düşünüyorum. Biz saf ederken aslında kalbimizi, ruhumuzu " saf etmemiz " gerekir diye düşünüyorum. Nasıl ki bir davete bir düğüne giderken en iyi ve en temiz giysilerimizle gidiyorsak Yaradanın davetine de saf ettiğimiz kalplerimizle dahil olmalıyız. Aslında ibadet dediğimiz şey insana günde beş vakit saf olmayı hatırlatan bir ritüel. Aslında hayat koşuşturması içindeki yetişkinlere çocukluktaki saflıklarını hatırlatan bir rituel. Bakın sevgi, öğrenci, saflık derken nerelere geldik. Zaten ben sevgiye sevgi demem saf olmadıkça.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder