17 Eylül 2026 Perşembe

Dalgalar ve Kıyılar

 Bir ikindi vakti sonbahar rüzgarları esen bir sahilde. Denizin lacivert dalgaları hırçın hırçın sahile geliyor. Her bir dalganın huysuzluğu önünde beyaz köpük olmuş akıyor. Dalgalar kumsala vurunca bir kaç saniye içinde o huysuzluktan eser kalmıyor. Benim huysuzluğum da tıpkı o dalgalar gibi. Kısa sürüyor. Yeterki kavuşacak kıyısı olsun... Her insanın kendisini sakinleştirecek bir kıyısı olmalı. Kıyıya kavuşmanın hayali, kıyıya kavuşmaktan daha mı tatlıdır? Size sordum çünkü cevabını ben de tam olarak bilmiyorum. 2026 yılının bir güz gününde cevabını veremediğim bu soruyu belki bundan otuz yıl sonra hayatımın güzünde 70 li yaşlarda eğer kıyıma kavuşmuşsam yanıtlayabilirim. Yazıya tam burada ara veriyorum ve yarım saattir dedikodu yapan iki teyzenin kalktığı denize en yakın masaya yerleşiyorum. Sararmaya başlamış yaprakları rüzgardan dolayı kıpırdayan görkemli bir çınarın altındayım şimdi. Buraya oturunca bir kaç metre önümdeki kırmızı kırmızı açmış nazende çiçekleri dikkatimi çekiyor. Yere yakın oldukları için herkes onları fark etmiyor. Zaten tüm güzel şeyler alçak gönüllü değil midir? Vakit Eylülün ortası olmuş, Yalova'da deniz sezonu bitmiş lakin öğlen şehirde gördüğüm turist bir çift kendilerini dalgalara bırakıyor. Hayat galiba çılgınlıklar yapabildiğin sürece güzel oluyor. Aslında mucize her anımızda, hayatımızın her köşesinde var. Ama kritik bir nokta var: şüphe mucizelerin işlemediği tek tuzaktır.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder