4 Eylül 2026 Cuma

İnsana Dair

 



Korkuyoruz ama neden? Bağımlısı haline geldiğimiz duyguları gün gelip yitirmekten mi? Yoksa o yitiş anında o duygulara uzun süredir yapışmış ruhumuzu da kaybetmekten mi? Darbeler sadece devletler tarihinde olmaz. Bir insanın kişisel tarihinde de kanlı devrimler olur. Belki de insan, sanatçısı hayat olan sürekli renkten renge giren bir tablodur. Belki de edilen tüm dualar, yapılan tüm ibadetler üzerindeki renklerin, desenlerin hayatın öfkesinden korumak içindir. Ama her fırtına da kötü değildir. Bazen fırtınalar yolumuzdaki engelleri temizlemek içindir. Korkuyoruz. Kendimizi yitirmekten mi korkuyoruz? Ya kendimizi bulmanın yolu kendimizi yitirmekten geçiyorsa? İnsan bazen tıpkı 7 cihana hükmeden gücü mazide kalmış kadim bir imparatorluğun ard arda mağlup olduğu savaşlar sonrası topraklarının tümünü kaybedip küçük bir hayata hapsolabilir. Bu fetret çok uzun sürebilir. Güneşin doğuşu gecikebilir. Yazgı bu ya ki onu da zaten Yaradan bilir: Belki de o insan esas mutluluğu çoklukta değil yoklukta bulacaktır. Tıpkı egemenliği milletine iade eden genç, umut dolu bir cumhuriyet gibi kendi demokrasisini yani " aşkı " bulacaktır. O yüzden korkmayalım, kendimizi baştan yaratmaktan korkmayalım. Güneş nasıl tekrardan doğacağını bildiği için batmaktan korkmuyorsa bizde yeniden doğmaktan korkmayalım.

Görsel: Sena Acar

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder