Geçen hafta yeğenimin canı çekince bir fastfood markasından sipariş verdik. Balkonda kuryeyi beklemeye başladım. Yarım saat sonra kurye geldi. Kapıyı açtım. Merdivenlerden zar zor nefes alan bir adamın sesini işittim. Bir kaç saniye sonra kurye kıyafetleri içinde elinde çantasıyla az evvel dik bir yamaca tırmanıyormuş gibi soluyan sesin sahibi ihtiyar adamı karşımda gördüm. Çantayı yere koydu ve nefesinin düzene girmesi biraz zaman aldı. "Siparişinizi çantadan alabilir misiniz? " dedi. Belliki yaşından ötürü ağır aksak yürüyen, merdivenleri zorlanarak çıkan abinin beli de sorunluydu. O yaşta ve o durumda bir insanın bütün gün trafiğin içinde motorsiklet üstünde tehlikeli yolculuklar yapması, kapı kapı dolaşıp paket dağıtması çok ağarıma gitti. Paketleri aldım, utanarak bir bahşiş verdim ve " Abi Allah sizi kazalardan belalardan korusun. Allah kolaylık versin " dedim. Teşekkür etti ve motoruna binip yeni siparişleri yetiştirmek için gözden kayboldu. Ülkemizin yıllarca alın teri döküp, primini ödeyen emeklisine reva gördüğü hayat maalesef bu. Elin Avrupalısı emekli olunca dünyayı dolaşıp en güzel plajlarda tatilini yaparken bizim emeklimiz 70 yaşından sonra da çalışmak zorunda kalıyor ve plajı ancak Acun'un Survivor programında görüyor. Sakın ha bana senin başına gelen spesifik bir örnektir demeyin. Çok yakın çevremde 70 yaşında aile çay bahçesinde gece bekçiliği, geç vakit ve erken vakit müşterilerine çay servisi yapan bir abimi ve 78 yaşında berberlik yapmak zorunda olan bir başka büyüğümü biliyorum. Bu durum beni üzüyor. Umarım bir gün emeklilerimiz son baharlarını çalışarak değil torun severek huzur içinde geçirirler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder