10 Eylül 2026 Perşembe

Kördüğüm

Allah çiçekleri bile edepli yaratmış. Çiçeklerine bakıp koklarız ama köklerini toprakla örtmüştür tabiat. Görülecek şey var görülmeyecek şey var. Bazen düşünüyorum da dünyanın adaletsizliğini sürekli görmeye dayanamayan hayat için gece yaratılmıştır belki de. Dünyanın üzerine geçici bir örtü. Geceleri bir kaç saat de olsa hayat soluklansın güneş doğduğunda ağır işlerde çalışan bir hamal gibi dünyanın kederini sırtına tekrardan yüklensin diye. Peki ya saksıdaki kurumuş yaseminlere ne demeli? Köklenmeye çalışırken saksıdan hapishanesinin içine köklendikçe köklenen ve kendi kendini düğümleyen toprağını dışarı kusan ve ne kadar sulanırsa sulansın kuruyup ölen yapraksız yaseminler... İnsan da öyle değil midir? İhtirası, hırsı, açlığı, tutkuları ve bazen de korkuları dört duvar hücresi olur. Dört duvarından saksının içinde köklendiğini sanarken geçmişi, geleceği ve şimdisi kördüğüm olur. Kendi kendini kurutur. Şanslı ise yoldan geçen bir bahçevana " tesadüf " eder. Bahçevan saksıyı kırarken canı acır. Ölü toprağın içinde kördüğüm kökleri açığa çıkınca utanır. Bazen kurtulmak için acı ve utanç kaçınılmazdır. Bahçevan kökleri temizler, onu taze toprağın içine tekrardan eker. Hayatı kurtulur. İşte bazen bir çiçeğin hikayesinde insanı, bir insanın hikayesinde ise bir çiçeği bulabilirsiniz. Ne diyeyim: Bahçevanıma teşekkürler olsun. Karen Blixen'in sözüyle bitiriyorum. " Her şeyin ilacı daima tuzlu sudur: Ter, göz yaşı yahut deniz "

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder