Muhacir, göç eden yurdunu bırakıp başka bir yere yerleşen kişilere denir. Tarihte müşriklerin baskılarından ve zulümlerinden uzaklaşmak isteyen müslümanlar peygamber efendimizle birlikte Mekke'den Medineye hicret etmişler ve muhacir adını almışlardır. Birde 18. yüz yılda Balkanlarda ki soydaşlarımız Osmanlı'nın toprak kayıpları ve bölgede vuku bulan savaşlar neticesinde Anadoluya göç etmek durumunda kalmış ve muhacir olmuşlardır. Peki sadece bir yerden başka bir yere gidince mi muhacir olunur. Mesela Allah'ın yasakladığı şeyleri terk eden birisi de muhacirdir. Yada geçmişe sünger çekip " eskiyi " terkeden birisi de muhacirdir. Çoğumuz farkında değil ama esasında hepimiz birer muhaciriz. Bazen taşınma bir kentten öbürüne değil, içimizde ki eski benden yeni bene doğru olur. İçimizde yaşanan her dönüşüm de aslında bir hicrettir. Hayatla olan diyaloğumuzun ihtiyaç mı yoksa " bağımlılık " olduğunun ayırdına varınca, enerjimizi tüketen ve potansiyelimizi baskılayan olaylardan ve tavırlardan uzaklaşma kararını alırız. Çoğu insan yeni bir başlangıç yapmak için yeni bir eve, yeni bir işe ve yeni bir çevreye taşınır. Ama yine de geçmişi peşinden gelir. Derisini değiştirmeyen yılan ölür, tıpkı fikirlerini değiştirmeyen insanlar gibi. Eğer yanlış trene binmişseniz vagonda aksi istikamette yürümeniz sizi gideceğiniz yere yaklaştırmaz. O trenden inmeli, o düşünceyi değiştirmeli hicreti içinizde başlatmalısınız. Yeniden doğmalısınız. Kendi ufkunuzdan doğmalısınız.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder