7 Haziran 2026 Pazar

Çav Bella

 Dün dakikalar ikindiden akşama doğru hızla koşarken; denize, kumsala, doğaya her şeye herkese en çok da kendime daha yakın olmak istedim. Bizim Yalova'da üzerinde aşk şiirlerinin yazılı olduğu denizin üzeri doldurularak yapılmış ve sonuna doğru yürüdükçe sizi karadan ayıran aşk yolu adında bir yer var. Yolda yürürken yerdeki yazılı şiirleri okuyorsunuz. Orada bir çay bahçesine oturdum. Türk kahvemi yudumlarken kumsalda ki insanları seyrettim. Kimisi kamp sandalyesinde, kimisi kumun üzerinde derin bir muhabbet içinde. Çocukların ise tek derdi koşturup azmak. El ele tutuşan genç sevgililer ve ihtiyar çiftler yanımdan geçip gidiyor, kimisi aşk yolunda bulduğu boş bir masaya oturuyordu. Herkes bir hazırlık peşinde. Güne elvedanın hazırlığı. Marmaranın ardına kayan ve göğü muhteşem bir turuncuya boyayan güneşin görkemli vedasına görkemli bir vedayı etmek isteyen onca insan... Gün batımı belki de kendini her akşam saygıyla ve hayranlıkla uğurlayan bu kadar çok " seyircisi" olduğu için bu kadar muhteşem. Seyircisi olmayan güzelliğe güzellik diyebilir miyiz? Derken bir akordiyon sesi düşünceleri mi bölüyor. Bir kız çocuğu çav bellayı akordiyonla boyundan büyük bir hünerle çalıyor. Bir anda ortam değişiyor. İçim umutla doluyor. Demokrasi olarak zor günler geçiren güzel ülkemi düşünüyorum. Ufkun ardında kaybolmaya başlayan güneş, küçük kızın akordiyonundan sahile yayılan çav bella ve içimde doğan umut... " Her şey çok güzel olacak " diyorum kendi kendime. Ardımda sahili, marmarayı, çav bellayı bırakıp evimin yolunu tutuyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder