22 Haziran 2026 Pazartesi

Bal

 Kafamızın içinde bir yorum makinesi var. Eskiden NTV'de 90 dakika programında maçları yorumlayan Hıncal Uluç gibi her şeyi yorumluyor. Mutluluk şartların iyi yada kötü olmasıyla ilgili bir durum değil. Onu nasıl yorumladığımızla ilgili. Hayatta her şeyin bir değeri vardır, akıp giden derenin yanında duran kendi halinde bir taşın bile. Bu yorumlama olayında; ne acımasız bir kötümserlik nede saf bir iyimserlik içinde olmalıyız. Erdemli bir yargıç gibi adil olmalıyız. Hayatın bize karşı adil olmasını istiyorsak önce biz haya karşı adil olmalıyız. Estiği için rüzgârı suçlayanlar değil, yelken açıp harekete geçenler hayatta yol alır. İyinin ve kötünün kendi başına hayata etki etme gücü yoktur. Yüklediğimiz " anlamla " onlara biz hayat veririz. Yürüdüğümüz patikada olumsuzluklardan etkilenmemek yada bizim için saklanmış gizli motivasyonları fark etmek tamamen bizim elimizdedir. Bu dünyaya kendi hikayemizi yaratmak için geldik. Ya gerçeklerden korkup, mücadeleden kaçıp etkisiz ve yetkisiz bir figüran gibi yaşarız yada hakikati kucaklayıp potansiyelimizi kullanırız. Sorun ne kadar " güçlü " olduğunla ilgili değil, sana verilen gücün ne kadarını kullandığınla ilgilidir. Bir arının ömrü boyunca çay kaşığının 12 de biri kadar bal ürettiğini biliyormuydunuz? Bu kadar az ürettiği için arıya değersiz diyebilir miyiz? Kesinlikle hayır. O yüzden hayatta yaptığınız işi asla küçümsemeyin. Dediğim gibi dere kenarında duran bir taşın bile değeri vardır. Hayatı iyi yada kötü etmek bizim yorumumuzla ilgili bir konudur. Marcus Aurelius'un dediği gibi: " Bir insanın hayatı düşüncelerinin rengidir "

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder