Ağustos güneşinin önünden geçen ve bir kaç saniye de olsa ferahlık veren bir bulut gibi tebessümünü izlemek. Göz yaşlarıma şahit olan ama sahneye çıkınca Spartaküs rolünü oynarken sessiz alkışlarını hissetmek, gizlimizin saklımızın olmadığı hayat tiyatrosunda kulis arkadaşlığı yapmaktır seninle yaşamak. Dalgalanan bir bayrağın rüzgârına duyduğu vefadır seni sevmek. Umutsuz olma. Sakın ha umutsuz olma. Bir nehir kurudu diye denizlerin yok olduğunu sana kim söyledi?
Günahkarım Allah'ım. Çünkü sarhoş geziyorum.
Ben içkiyle değil seninle sarhoş olurum.Sabahı sabah ederken rakı içer gibi, hayaline su gibi çınlayan şarkıları katmaktır seni içmek. İçtikçe kendinden geçmek. Aşk sarhoşu olmak...
Günahkarım Allah'ım çünkü faizciyim. Sevgide faiz caizdir. Seni bir seveni sen iki katı sev diyorum.
Günahkarım Allah'ım. Çünkü kumar oynuyorum.
Onun için herkesi-her şeyi, benden geriye kalanları, umutları, hayalleri ve de kalbimi yeşil çuhanın üzerine koyuyorum. Kazanıp kazanamayacağımı bilmeden hayatımın kumarını oynuyorum.
Faniyi sevmeden Baki sevilebilir mi? Leylayı bulmadan Mevla bulunabilir mi?
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder