Asılacak Kadın. Geçen yıl aramızdan ayrılan rahmetli Pınar Kür'ün Türk Edebiyatı klasikleri arasına giren romanı. 2013 yılında kendisiyle tanışma ve bir hafta süren yazarlık atölyesine katılıp öğrencisi olma şansına da erişmiştim. Atölyede söylediği şu söz aklımdan çıkmıyor: " İyi bir yazar okura silleyi vurur." Pınar Kür Asılacak Kadın romanında size gerçekten silleyi vuruyor ve sarsılıyorsunuz. Bazen mağdurların olduğu konulara onu tüm çıplaklığıyla ortaya koymanız gerekir bu durum rahatsız edici de olsa. Bu kitap mağdur edilen genç bir kadının, onu mağdur eden erkek egemen zihniyetin ve bilip de suskunluklarıyla bu suça ortak olanların hikayesini anlatıyor. Melek adında genç bir kız bunamış kendi işini görmekten aciz büyük hanımın bakıcısı olarak girdiği yalıda, zorla evlendiği Hüsrev Bey ve onun her akşam evine davet ettiği yabancı adamlar tarafından tecavüze uğraması anlatılıyor. Zavallı Melek'e meftun; şaşkın, toy bir iyi niyetin çıkmazında bocalayan genç bir delikanlı olan Yalçın Melek'in bu köleliğine son vermek için Hüsrev Bey'i öldürüyor ve sonucunda mahkemede suskun kalıp kendini savunmayan Melek idama, Yalçın ise ömürboyu hapse mahkum ediliyor. Melek suskun, bu ülkede ki melekler hep suskun. Bu ülkede kadının adı yok. Bu ülkede kadınlar ya " eziliyor " karşı koyanlar ise kara toprağın oluyor. Bu roman 40 yıl önce yazılmış ama halen geçerliliğini koruyor. Türkiye'de halen kadın cinayetleri işlenmeye devam ediyor. Pınar Kür'ün yazdığı Asılacak Kadın, yürekli bir toplumsal eliştiriyi yazının olanaklarıyla bağdaştırıyor, kadının dolayısıyla insanın onurunu tehdit eden yozlaşmışlıktan bir kesiti sorguluyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder