Ailenizin coşar, koşar, okur-yazarı olarak sizlere ve kıymetli dilimiz Türkçe'ye yaptığım son katkıyı açıklıyorum. Bu benim türettiğim yeni yep yeni sıfır kilometre bir kelime. Hazır mısınız? Ta ta ta taaaa:
CANKİ. Evet canki...Böyle de kelime olur mu demeyin. Olur, bal gibi olur. Anlamı mı? Öyle bedavaya hizmet yok. Önce şu yazıyı okuyun sonunda canki nin ne olduğunu açıklayacağım.
***
Dile gelmeyen fedakarlıklarla köklendik. Birbirine kıyı olabilen insanlar birbirine kapılır ve onlara sevgiden kanatlar takılır. Yahya Kemal Beyatlı şiirinde ne güzel demiş:
Âheste çek kürekleri mehtâb uyanmasın.
Bir alem-i hayale dalan âb uyanmasın...
Bazen " Seni seviyorum " denmez. Verdiğin değer, harcadığın zaman, gösterdiğin ilgi seni seviyorum anlamına gelir.
***
Yargılamak Tanrı'nın işidir. Bizler insanları etiketleyetek, onları yargılayarak Tanrıcılık rolüne soyunuyoruz. Şirk koşmak Allah'dan başka Tanrı edinmektir. Paraya, makama tapmak, bir insana duyulan sevgiyi abartıp onu ilahlaştırmak gibi amenna. Ama şirk koşmak aynı zamanda bir başkasını yargılamaktır. Yargılayacağımız tek şey nefsimiz olmalı...
***
Gelelim canki gelimesine. Canki yi aslında günlük hayatta o kadar çok kullanıyoruz ki ama farkında değiliz. İnsanın "canım" diyeceği birisi olmalı. Kendi canının yansımasını onun yüreğinde izleyebileceği bir canı. Canından alıp onun canına katabileceği bir canı... Birde kanki si olmalı insanın. Yanında gülmekten, saçmalamaktan, coşmaktan utanmayacağı bir kanki si... işte canki kelimesi:
Canım ve kanki kelimelerinin birleşiminden doğuyor.
Canım da ki "can" ve kanki de ki " ki " birleşiyor ve CANKİ kelimesini oluşturuyor. Ben bu yeni kelimeyi hayata saldım. Buyrun tepe tepe kullanın. Hepinize güzel bir hafta diliyorum sevgili cankiler.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder