9 Ağustos 2026 Pazar

Bisiklet

 Geçen gün evimin sokağında Türk kahvemi içip telefonumdan Türk sanat müziği dinlerken arkadaşımın küçük oğlu bisiklete binmeyi öğreniyordu. İki üç sefer pedal çeviriyor, dengeyi kaybediyor sonra hoop ayaklarını yere koyuyor. Yine bir kaç pedal çevirme sonra hoop yine ayakları yere koyuyor. Dura kalka, düşe kalka öğreniyor. Tıpkı bir çocuğun bisiklete binmesini öğrenmesi gibi biz yetişkinlerin de öğrenme macerası kaç yaşına gelirsek gelelim devam ediyor. Mesela iş hayatında aşamalardan geçiyoruz, insan ilişkilerinde yaşaya yaşaya daha iyi bir diyalogcu oluyoruz. Daha olgun ve affedici oluyoruz. Hayat sürekli bir mücadele hali; çevremizle ve bazen kendimizle olan savaşımız hiç bitmiyor. Yaşadıkça kendi kendimizin dilini de daha iyi anlamaya başlıyoruz. Gençlikte gemimizi tutkulu kürek çekişler yürütürken, gençlik sonrası dönemde tecrübe rüzgârı yelkenlerimizi şişiriyor. İnsan sevmeyi daha iyi sevmeyi bile düşe kalka öğreniyor. Gençken tutkunun gazına gelip sevmek kolay. Tutku yitince; olgunlukla, bilgelikle sevebilmek asıl olay. Yaş aldıkça hayatta ki işaretleri, tesadüfleri, ahengi okumayı öğrenen insan aydınlanmaya başlıyor. Kuran bile " Oku " ayetiyle başlıyor. Okunan şeyler sadece kitaplar değildir. Bazen bir insan, bazen hayat bazen de insan kendini de okuyabilmeli. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder