23 Ağustos 2026 Pazar

Tepegöz'ün Hikayesi

 Türk sinemasında Çağan Irmak diyince akan sular durur. Kendisi: Babam ve Oğlum, Issız Adam, Unutursam Fısılda gibi beyaz perdeye damga vurmuş filmlerin yönetmeni. Kendisi edebiyata da el atmış ve iyi ki de atmış. Geçen hafta bir Çağan Irmak romanı olan Artuçkule'nin Tepegözü'nü okudum. Bu romanda Dini hikayelerden, Anadolu masallarından usta bir simyacı gibi harika bir harman yapmış ve okurken güzel vakit geçireceğiniz bir edebi eser ortaya koymuş. Romanın kahramanı Tepegöz adında daha doğarken istenmeyen ve bebekken küçük bir salın içinde nehre bırakılan ve kendisine yıllarca babalık yapacak bir yabancı tarafından bulunan biri. Tekgözlü oluşu, ürkünç görünümü nedeniyle kendisine hep ön yargıyla yaklaşılıyor. Ama Tepegöz'ün ürkünçlüğü ruhundaki karanlık tarafından, hırsından, açlığından ve zalimliğinden kaynaklanıyor. Çağan Irmak Tepegöz metaforu üzerinden aslında insanın güce, makama, üne, saltanata ve kudrete olan meğilini ve bunlar için ruhunu şeytana satmasını ve karanlık tarafı seçmesini anlatıyor. Bu kitap bir masal. Taht oyunları, despota karşı iyilikle direnen bilgeler, Tepegöz'ün doğumundan büyüyünceye kadar ki ömrü ve kendisini saltanata kavuşturacak adımları ve despota karşı canını ortaya koyan insanların kahramanlık hikayeleri anlatılıyor. Bu kitabı okuyunca sinemacı Çağan Irmak'ın yazarlıkta da çok hünerli olduğunu anladım. Yazılan kitap kurgu perdelerinin ardından yazarının kimliği hakkında fikir verir. Ben Çağan Irmak'ın ruhunun tonunda kendine has bir hüzün, olgunluk ve kontrolcülük buldum. Zaten o efsane filmleri de ancak böyle bir ruh ortaya çıkarabilirdi.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder