4 Ağustos 2026 Salı

Fındık

 Kışları bir türlü sevemedim. Belki de beni üşüten ama soğukluğun sebebini benden gizlemesi ona karşı mesafeli olmamın nedenidir. Belki babamı soğuk bir ocak akşamı benden almasıdır mesafemin sebebi. Belki de sokakta ki evsizlerin kış gecelerinde ıslanmaları ve üşümeleridir mesafemin nedeni. Yazı ise hep samimi buldum. Sıcaklar bazen bunaltsa da bunun sebebinin insanı muhatap alması hoşuma gidiyor. Perdelerin ardından konuşmadan niyetini saklamadan doğrudan üzerinize parlıyor. Anladınız siz onu. Güneşten bahsediyorum. Batışı ayrı bir şölen. Her halde vedası bu kadar görkemli ve harika olan hayattaki tek varlık güneş olsa gerek... El ele tutuşan sevgililerin aşkını vedasıyla kutsuyor. İnsanların yıldızları görüp dilekler dileyebilmesi için yeri geldiğinde sahneden çekilmesini biliyor. Bu nasıl bir cömertliktir. Karanlıktan korkmuyor çünkü ertesi sabah tekrardan doğacağına güveniyor. Bu nasıl bir cesarettir. Bir ağacın altında Türk kahvesi ve müziklerle, dostlarla yapılan sohbetlerle ne güzeldir yazın ikindileri. Bir süredir Fındık'ı göremiyorum. Fındık mahallemizin kısa bacaklı, tıknaz, küçük kahverengi köpeğiydi. Onun başını bir kere sevdiniz mi, karnını bir kez okşayıp gıdıkladınız mı bir ömür peşinizde dolanırdı. Duygusal ve sezgileri kuvvetli bir hayvandı Fındık. Ona karşı bir anlık gösterdiğiniz ilginin ve verdiğiniz değerin hatrına sizi " Bir ömür " severdi.  O zavallıcığı da yakalayıp barınağa kapattılar her halde. Seni hiç unutmayacağım canım Fındık.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder