10 Nisan 2026 Cuma

Tuzlu Çay Olmayın

 Okuyoruz, izliyoruz, dinliyoruz dışarıdan gelen sürekli bir bilgi akışına muhatap oluyoruz. Bazı insanlardan, bazı fikirlerden etkilendiğimiz de oluyor. Hoşumuza giden etkileşim halinde olduğumuz şeyleri bir terzi gibi keslip biçip kendimize uyarlarsak ne ala... Ama olay bir fikirden etkilenmek ötesine kaçıp " özentiye " dönüşürse kendimizden uzaklaşıyoruz. Fareli köyün kavalcısı masalında ki gibi büyülü melodinin peşine takılıyoruz be evimizden, sınırlarımızdan çok uzaklara gidiyoruz. Kendimizi kaybediyoruz. O yüzden insanın sınırları olmalı: Bu başkalarını dışarda tutmak anlamına gelmiyor. Kendimizi içerde tutmak anlamına geliyor. Kendimizi unutturacak bir fikir bizi trajik duruma düşürebilir. Kızı yaşında bir kadına ev açıp 20 yıllık eşini ve çocuklarını yok sayan bir zampara, lüks hayatın sahte ışıltısıyla vicdanı kör olan ve sahtekarlık yapan bir tüccar yada travmalı geçmişini yasaklı maddeleri içerek unutmaya çalışan bir keş. Sınırsızlık insanı en uç noktalara savurabilir. Akışta olmalıyız ama musluk açıldığı anda çeşmenin altına şişeyi yani sınırlarımızı koymalıyız ki boş yere harcanmayalım. Ne olduğumuzu anlamalı yani kendimizi tanımalı ve ona göre yaşamalıyız. Tuz da beyazdır şeker de beyazdır. Eğer tuzsak şekere özenip çay bardağının içine girmemeliyiz. Öyle olursa hem çayı hem kendimizi murdar ederiz. O yüzden özenmek tehlikelidir. Kendi hikayemizle barışık olmalı ve ona göre yaşamalıyız.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder