11 Nisan 2026 Cumartesi

İkinci Kavimler Göçü

 Hız çağı bize anlamı seyreltilmiş hayatlar yaşatıyor. Fazla like larla cüssesi iri ama içi boş paylaşımları okumak konsantrasyon süremizi bir kaç saniyeye indirdi. Acaba kaç kişi günde bir kitabı açıp aralıksız yarım saat okuyabiliyor? Şu cebimizdeki akıllılar sayesinde her an her saniye ulaşılabilir olmak iyi mi yoksa kötü mü? Hızlanınca aradaki mesafeler kısaldı ama hayatla olan bağımız inceldi. Giriş-Gelişme- Sonuç. Gelişme kısmını hayatımızdan çıkardık. Girişten sonra direk sonuca bakar olduk. Sabrın yerini beklenti aldı. Eskiden manavda ki meyvelerin bile vitrine çıkma zamanı vardı. Mevsimlerimizi yitirdik. Şimdi her meyve her mevsim bulunabiliyor. Peki onlardan aynı tadı alabiliyor muyuz? 90 lı yıllarda tirajı 1 milyona dayanan gazeteleri özlüyorum. Kahvaltımı ederken elimle hışır hışır sayfalarını çevirdiğim, beğendiğim yazıları makasla kesip odamın duvarına astığım gazetelerin bana verdiği tadı. Şimdi ki tirajları 10 binlerde... Biraz mürekkep yalamış bir sosyal medya kullanıcısının sanal medyada yayınladığı yazısı, sadece adı kalmış anlı şanlı gazetelerdeki köşe yazarlarının okunma oranını rahatlıkla geçebiliyor. Hayat eskiden aile sofrasında muhabbetle tadını çıkara çıkara keyifle yenen bir yemek gibiydi. Şimdi ise sokakta büfeden alınmış soğuk sandviçi ayak üstü bir kaç dakikada yutmak gibi tatsız bir şey. Kavimler göçü insanlık tarihini etkileyen en önemli göçtür, diye yazar tarih kitapları. Tarihçiler yanılıyor yada tarihi yeniden yazmak gerekir. İnsanlık tarihindeki en büyük göç, internetin keşfinden sonra insanların sosyal medyaya yaptığı göç ve artık cebimizdeki akıllıların içinde sanal hayatta yaşamaya başlamamızdır. Yanlış mıyım?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder