4 Nisan 2026 Cumartesi

Görüşürüz

 Gerçek aşk; gençlikte, ilişkinin fırından yeni çıkmış kek gibi sıçacık olduğu dönemlerde deneyimlenen romantizmle ile değil, hayatın sizi test ettiği fırtınalı günlerde belli olur. 2002 mayısında beyin kanaması geçiren babam tıp fakültesine kaldırılıyor. Üniversite sınavına bir ay kalmış. Ben fazla gidemiyorum hastanede ki babama. Annem yani Üstün hanım hastanede babamın başında 24 saat bekliyor. Babam taburcu olana kadar tam 3 ay kocasını bekliyor. Bu arada üniversite sınavı oluyor ben yatalak babam ve anneme destek olmak için sadece yaşadığımız şehirde tercih yapıyorum ve üniversite yıllarım başlıyor. Babam hastaneden taburcu olurken doktora " Hocam otomatik inip kalkan hasta yatağı alalım mı? " diyoruz. Doktor bize " Boşuna masraf olur hastanın fazla ömrü yok " diyor ama babam annemin ona gösterdiği aşkla, şevkatle üç yıl daha bizimle yaşıyor. Annem yeri geliyor kendisi de doktor olduğu için vahim vaziyetinin farkında olan ve motive edilmesi imkansız olan babamın psikoloğu oluyor. Annem yeri geliyor yatalak babamın elleriyle ağzına yediriyor, yeri geliyor bir bebek gibi altını temizliyor, tekerlekli sandalyesine koyup banyosunu yaptırıyor. Annemin bu yaptıklarını ancak gerçek aşk yaptırabilirdi. Annem Üstün hanım tanıdığım en güçlü kadındı. 2017 yılından beri alzheimer hastası ve İstanbul'da bir huzurevinde ikamet ediyor. Perşembe akşamı doktor olan abimden bir telefon aldım ve uykudan kalktım. " Onur annem iyi değil bir ziyaret etsen iyi olur. Fazla ömrü kalmadı " dedi. Sabah oldu feribotla Yalova'dan İstanbul'a geçtim. Huzurevine her gittiğimde telefonla içeriye haber verirler annemin elinden tutarak bahçeye çıkarırlardı. Alzhemier nedeniyle beni tanımaz ve konuşamazdı ama ben onu tanıyordumya o bana yeterdi. Bu sefer hemşire beni odasına götürdü. Yatağında yatıyordu. İhtiyarlıktan kırış kırış olmuş suratında, çarpık çarpık zar zor nefes alan ağzını kontrol eden aşağı sarkan titreyen çenesinde ve boyasız saçlarının ortasında bulunan bir çift göz bana bakıyordu. Elini tuttum ve saçını okşamaya başladım. Dakikalarca gözlerimizi birbirimizden ayırmadık. Bana bakarken titreyen çenesinin üzerindeki ağızından çarpık çarpık zar zor nefes alıyordu. O yatağın içinde yaşlılıktan ufalıp eğrilmiş gövdesi ve kırışık çökmüş suratıyla o kadar güçsüz ve çaresizdi ki... Onda tanıdık bulduğum tek şey bana bakan ela gözleriydi. Onun başını öptüm ve tekrardan saçlarını okşadım. O anlarda ben anneme bir kez daha aşık oldum. Hemde o haline. Çünkü abim son ziyaret ettiğinde ölüm uykusundan uyanmamış ama beni duyunca uyandı... Ona " Seni seviyorum " dedim. Sonra " Görüşürüz "dedim. Ama içimden dediğime ben bile inanmadım. Görüşürüz anne. İnşallah bir gün başka bir hayatta, başka bir dünyada... Elveda Üstün Hanım...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder