9 Nisan 2026 Perşembe

Cevdet Bey ve Oğulları

 Cevdet Bey ve Oğulları Nobel Ödüllü yazar Orhan Pamuk'u üne kavuşturan roman. Nişantaşı'lı bir ailenin 70 yıllık hikayesini anlatıyor. Sadece insanı anlatan bir roman değil, Abdulhamit'in son döneminden başlayarak ülkede esen siyasi rüzgarları 1970 ler Türkiyesine kadar aktarıyor. Kitabın ilk bölümünde tüccarlıkta başarı kazanmış evlilik arifesindeki Cevdet ve Beyoğlu'nda ki bir otel odasında Hristiyan sevgilisi Mari ile ölümü bekleyen verem hastası ağabeyi Nusret arasında ki atışmalar son demlerini yaşayan Osmanlı'ya hakim olan siyasi kararsızlık ve fikri çatışmaları ortaya koyuyor. Verem hastası Nusret 10 yıl Paris'de yaşamış bir doktordur. Jöntürklerdendir ve Osmanlı'da devrimi savunmaktadır. Saltanak kalkmalı ve meclis açılmalıdır. Kardeşi Cevdet ise abisinin aksine apolitik sadece ticarette kazanacağı parayı ve kuracağı ailesiyle birlikte mutlu günlerin hayalini düşünen bir tüccardır. Yazar Pamuk ölüm döşeğinde hayata öfkeli son nefesinde bile devrimi savunan bir jöntürk ve apolitik kardeşi arasındaki fikri çatışmalar özelinden aslında Abdulhamit'in son döneminin ülkede ki politik ikliminin genellemesini başarıyla yapıyor. Pamuk'un eserini orjinal yapan unsurlardan biri okura " düşünme alanı " açması. Ne tekim ilk bölümde 37 yaşında ve nişanlı olan Cevdet Bey'i ikinci bölüme geçtiğimizde yetmişine merdiven dayamış yaşta bir bayram sofrasında eşi, iki oğlu, iki gelini, bir kızı ve torunlarıyla yemek yedikleri bir sahnede görüyoruz. Bir yazar olarak şunu söyleyebilirim ki; yazarlık sadece okura olayları göstermek değil aynı zamanda metinlerde okurun zihnine alan açıp hatta teşvik edip okuru düşündürebilmek ve hayal ettirebilmektir.

Orhan Pamuk müthiş bir sosyolog. Cevdet Bey'in oğullarının arkadaşı Ömer'in " Ben fatih olacağım. Hayatı ve her şeyi ele geçireceğim " söyleminde, Cevdet Bey'in oğlu Refik'in ekonomik yönden rahat oluşu, onu çok seven bir karısı ve çocuğu olmasına rağmen hayatından memnun olmayışı, Ömer ve Refik'in mühendislik mektedinden arkadaşı olan Muhittin'in şairlikte düşlediği üne kavuşamamaktan yaşadığı hayal kırıklığı aslında karakterler üzerinden genel olarak insanın hayatındaki anlam arayışını ve o boşluğu anlatıyor. Belki de bu romanı okuru en çok etkileyen, hayatlara tesir eden ve konuşulmasına neden olan noktası karakterler üzerinden hayattaki boşluğu ve anlam arayışını irdelemesi. 1970 lere gelindiğinde ailenin üçüncü kuşak ferdi Ahmet'in kafasının askeri darbeyle o kadar meşgul olması ise, ne yazık ki yalnız dönemin değil, bugünkü Türkiye'nin de hala derdi. Orhan Pamuk; pürüzsüz metinlerinde okurun takılmamasını ve doğal bir akışı sergilemesi, okurun ruhunu yakalayan karakterlerin birbirleriyle girdiği diyalogları ve psikolojik tahlilleri ve zengin tarihi dokusuyla bu romanda okura dikensiz bir gül sunmayı başarmış.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder