Güneşli bir nisan sabahı. Komşularım, bıcır bıcır tatlı çocukları Yalova sahilinde ki çay bahçesinde kahvaltıdayız. Benim sandalyem deniz manzaralı. Masada hoş bir muhabbet, komşularımın beş yaşında ki kızı rahat durmuyor. Bi lokma ağzına atıyor sonra pembe bisikletine atlayıp parkı turluyor. 10 yaşında ki abisi berbere geçen gitmiş havalı saçlarıyla gurur duyuyor. 7 kişilik bir grubuz, birleştirdiğimiz iki masada satrançlı mavi bir örtü, evden aile çay bahçesine taşınan lezzetli kahvaltılıklar ve hoş bir muhabbet. Tam piknik usulü. Tek yaşadığımı bildikleri için beni aile kahvaltılarına davet eden komşularıma müteşekkirim. Tanrı bazı anlarda cenneti bu dünyada da insana sunuyor. Bir ailenin olması, ortalıkta bıcır bıcır koşuşturan dünya güzeli evlatların olması, sağlıklı olman, huzurlu olman, dostlarla olman, afiyette olman gerçek mutluluk. Kahvaltı ederken arkada sanki Candan Erçetinin Elbette şarkısı çalıyordu. O an içimden bir şükür geçti. Yada her şey şükürdü de ben şükrün içinden geçtim.
Güneş her akşam batıp hergün doğuyorsa
Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa
En derin yaralar kapanıyorsa
En büyük acılar unutuluyorsa
Neden korkulur hayatta söyleyin bana
(Ben neden aynı kalayım söyleyin bana)
Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım
Elbette daldan dala konup sonra uçacağım
Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım
Elbette bazen söyleyip bazen susacağım
İnanmadım asla inanamam
Her şeyin bir sonu olduğuna
Sözlerini söylüyor Candan Erçetin. Selam olsun yaşama. Selam olsun hayatı yaşamayı sevenlere ve seveceklere. Selam olsun dostlarıyla veya aileleriyle mutluluk anları yaratanlara ve biriktirenlere. Yaşamak ne güzel şey...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder