Nobelli yazar Gabriel Garcia Marquez' den zamansız ve evrensel bir roman. Kırmızı Pazartesi. Edebiyatın ve insanlık tarihinin en eski ve en temel konularından biri olan cinayeti işliyor. Cinayet Habil ile Kabil'den beri var olmuş, coğrafya, kültür ve zamanın ötesine geçmiş bir olay. Usta yazar çocukluğunu geçirdiği kasabada yıllar önce yaşanmış bir cinayeti kendi sözcükleri, orjinal anlatımıyla aktarıyor. Santiago Nasar'ın öldüreceğini bütün kasaba önceden biliyor ama buna rağmen cinayete engel olunamıyor. Belediye başkanı, albayın olayı hafife almaları ve tedbirlerdeki zaafiyetler, bakire olmadığı nikah gecesi anlaşılan ve kocası tarafından baba evine geri yollanan Angela Vicario'nun intikam almak isteyen ikiz kardeşlerinin zengin ve soylu olan Santiago Nasar'a dokunmaya asla cesaret edemeyeceklerine dair insanların bir kısmında olan inanç, bir kısmında olan ise duyarsızlık, bir kısmında olan ise dehşet verici şekilde kurbanı suçlu ve başına gelecekleri hakettiğini düşünme sebeplerinden ötürü bu cinayet göz göre göre işleniyor. Bu bir " önyargı " cinayeti. Nitekim yazar kitapta şöyle bir cümle kuruyor. " Bana önyargı verin, dünyayı yerinden oynatayım " kadın cinayetleri, yan baktın cinayetleri, son olarak çocuk katillerin işlediği okul cinayetleri, savaşlarda ideoloji ambalajıyla paketlenmiş devlet eliyle işlenen cinayetler... Zaman değişiyor ama tarih boyunca akan kanın kırmızı rengi değişmiyor. Kırmızı pazartesi romanı bir cinayetin anatomisini; soğukluğunu, zalimliğini, kötülüğünü, vahşetini ve hüznünü tüm vahşetiyle gözler önüne sererken buna seyirci kalan bir kasaba halkının ruh halindeki sakatlığı filtresiz şekilde aktarmayı başarıyor. Bazen bugünümüzü geçmişten gelen bir mektup açıklar. 1981 yılında GABO tarafından yazılan Kırmızı Pazartesi de böyle bir eser.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder