27 Şubat 2026 Cuma

Sanat

 Suyu boşa akıtınca, artan yemekleri çöpe atınca israf oluyor. Peki ya insanın boşa harcadığı potansiyeline ne demeli? Ben sanatın dönüştürücü gücüne çok inanıyorum. İnsan dediğin biraz tuhaf bir varlık. Bir şeyi şöyle yap diye kendisine doğrudan söyleyince anlamıyor. İletilmek istenen mesajı ambalajlayıp fiyonklu bir hediye paketiyle sununca kabul ediyor. Bir fikir, bir romanın, bir şarkının, bir filmin, bir tablonun içinde topluma nüfuz ediyor. Şimdi iddialı bir cümle kuracağım. Ülke siyasetle değil sanatla idare edilir. Sosyal medya hayatımıza girdiğinden beri artık herkeste sanatını sergileme gücü var. Avucumuzdaki ekranlar artık kişisel sanat galerimize dönüştü. Sanat yapmalı, sanat yapmalı, sanat yapmalı.(Bakın üç kez yazdım) herkes sanat yapmalı. Ancak o zaman içimizdeki şeytanı ehlileştirebiliriz. Dışavurum sağlıklı bir şeydir ve hayatın doğal akışında gerçekleşmesi gereken bir süreçtir. Dışavurumla insan içindeki zehri akıtır hatta hüznü, kederi bile bambaşka duygulara dönüşterebilir. Yazının başında heba edilen potansiyel derken bundan bahsediyordum. Yani sanattan.Şimdi bir düşünün: resim yapan bir koca eşine el kaldırmaz. Çünkü içindeki tüm zehri resme akıtmıştır. Heykel yontan bir adam trafikte niye korna çaldın diye kavga çıkarmaz. Roman yazarak tüm sözlerini kitaba harcayan bir kişi başkasının dedikodusunu yapmaz. Şarkı söyleyen bir patron kafası güzel gezer çalışanını ezmez. Yani sizin anlayacağınız,bir toplumun refahı sanatı yapma ve sanata katılımıyla ölçülür.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder