21 Şubat 2026 Cumartesi

Dağ ve Ayna

 Güneşi seven insan hakikatin ışığından niye korkar? Kendini aydınlığın sularına teslim etmeli insan. Kuytularına kadar ıslanmalı hiç bir tarafı karanlıkta kalmayıncaya kadar. Kızıpda aynaları kırmamalı insan. Suç aynada değil, ehlileştiremediği kendinde. Oldum olası aynaları dost bildim. Bu bazen hayatın akışında bir olay, bazen  "senkronize" olup okuduğum bir roman, bazen de hiç tanımadığım ama beni bir bakışta tanımış olan bir insan oldu. Gözlerin değil bakışların güzelliğini yeğledim. Beni her göreni değil, ruhuma kalbiyle bakanı dost eyledim. O aştığın heybetli dağ arkanda kaldı. Yürüdükçe o dağ giderek küçülecek ve bir süre sonra gözden kaybolacak. Geriye sadece o haşmetli dağı aşarken kazandığın tecrübe kalacak. Ben de kendi dağımı vakti zamanında aştım. Kırgınlık, hüzün, acı ve öfke hissettim aşarken. Hepsi geçti. Senin ki de geçecek. Yeter ki sabret. 5 yıl sonra bir kasabada ki aile çay bahçesinde etrafını çevreleyen yem yeşil ağaçların dallarının üzerindeki kuşlar tatlı tatlı cikirderken, baktıkça gönlüne huzur veren mavilik dalgalarını kumsala usulca vururken çayından bir yudum alacaksın ve bugün üzüldüğün şeye tebessüm edeceksin. Sen yeter ki ışıkla bir ol, kendinle yüzleş ve hayatı sev...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder