Baba çocuğuna " Aferin benim oğlumun boyu hızlı büyüdü ", öğretmen öğrencisine " Aferim Ayşe problemi hızlı çözdün ", filanca üniversiteden mezun olunca hemen iş buldu ve evlenip hızlıca hayatını kurdu, patron iş yerinde projeyi büyük bir hızla bitiren çalışanına " bravo " der, olimpiyatlarda bile en hızlı koşana madalya verilir, internetim hızlı olsun, arabam hızlı olsun, hızla zengin olayım, hızla sevgili bulayım.... Hız, hız, hız.... Hız gerçekten insanın dostu mu? Bu kadar hızlı yaşanan günümüz dünyasında hız yüzünden bize deneyim katacak bilgileri ve duyguları yeterince sindiremeden bir sonraki faza geçiyoruz galiba. Bu yüzden olgunlaşmamış ham insanlar ortalıkta dolaşıyor. Trafikte kavga çıkıyor, yan baktın cinayeti işleniyor, adam karısına köle gibi davranıyor. Hayat kapılarla dolu bir koridor. Bir kapıyı açıp diğer kapının önüne geldiğimizde biraz soluklanmak ve ilk deneyimi sindirmek gerekiyor. İkinci kapıdan sonra üçüncü kapı, üçüncüden sonra dördüncü kapı... Her bir kapı bir öncekinden daha ağır oluyor. Bu koridordan; bir hışımla içeri dalıp hızla koşanlar değil, açtığı her kapıdan sonra kaslarının dinlenip gelişmesi için kendine zaman tanıyanlar yani bilgiyi bedene indirip o istasyondaki deneyimi toplayanlar geçebiliyor. Bakın Marcus Aurelius ne demiş? Hayatın hızı değil, yönü belirleyicidir; yanlış yöne giden hızlı adımlar, sadece kaybı büyütür.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder