Koşuyoruz. İşe yetişmek için koşuyoruz, biriken işleri yetiştirmek için koşuyoruz, alışverişe koşuyoruz, para kazanmak için koşuyoruz, dostlarımıza ailemize yetmek için koşuyoruz ama nerede durmamız gerektiğini gözden kaçırıyoruz. Tom Hanks'in oynadığı Forrest Gump gibiyiz. Run Forrest, Run! Halindeyiz. Mutluluğu yakalamak, diye bir tabu var. Mutluluk gerçekten "yakalanacak" bir şey midir? Daha çok para, daha çok çevre, daha güçlü olma, daha daha... Bu dahalar gözümüzü bağlamış ve bizi çocukken oynadığımız oyunda ki kör ebeye çevirmiş. Hiç bir şey görmeden yakalamak için göz kararı koşuyoruz. Mutluluk varılacak altın kubbeli sarayların bulunduğu bir şehir değil. Mutluluk varmak değil, yolculuğun kendisi. Mutluluk peşinden koşup yalanacak tek boynuzlu gök kuşağı yeleli masalsı beyaz bir at değil. Mutluluk durmak ve bulunduğun yerin güzelliklerini görmektir. Bakın Kierkegaard ne demiş: Çoğu insan mutluluğun peşinden öyle canhıraş koşuyor ki, birden onu geride bırakı veriyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder