Kart oyunlarından oldum olası anlamadım. Kaderimi şansa terk etmek istemediğimden belki. Belki de hiç bir zaman poker face olmadığım için. Çünkü transparan bir ruha sahibim. Bana bir kez bakan içimi kitap gibi okuyabilir. Hep bir yuvam olsun istedim. Şimdi o yuvayı iskambil kartlarından yapmalı mıyım bilemiyorum. Çünkü hayatın önüme koyduğu malzeme bu kartlar. Düşünmeden edemiyorum. Yeşil çuhalı masaya yeni oturan misafirim ya sadece oyun oynamak için oturduysa? Pokerden anlamam ama belki " ikimiz " için popomdan yeni bir oyun uydururum. Belki her bir kart için ona hikayeler anlatırım. Sonuçta hikaye anlatmak benim işim. Roman yazarı ben değil miyim? Bugüne kadar hiç oynanmamış sadece ikimize, bu tanışmanın şerefine özel bir oyun oynarız. Ağızlarımıza fermuar çekeriz. Böylece bizi üşüten şubat soğu içeri giremez. Biz susarız fikirlerimiz konuşmaya başlar. Kahve falına iyi bakarım ama tarottan marottan hiç anlamam. Belki misafirim kartlarla falıma bakmak için yeşil çuhalı masaya oturmuştur. Belki de bana bilmediğim bir şeyler söyleyecektir. E gelene git, gidene gel denmez. Göreceğiz...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder