Gücümüzü sahip olduklarımız mı belirler? Mal, mülk, kariyer, meslek çevre. Bunlara sahip miyiz yoksa onlar mı hayatımızı kontrol ediyor? Onları kaybetmemek için kişiliğimizden ödün veriyorsak geçmiş olsun. Biz o zaman özgür değiliz ki... Altın kafese konmuş bir kuştan farkımız yok. Misal çevresini, konumunu korumak adına karakteriyle çatışan eylemler yapan bir kişi gücün efendisi değil, gücün esiri olmuştur. Bir kişinin ne kadar güçlü olduğunu görmek istiyorsan, nelerden vazgeçebildiğine bak, demiş Diyojen. Asıl güç kalbin saflığını korumak ve onu hep temiz tutmaktır. Etrafla sürekli etkileşimde bulunduğumuz şu dünyada bu zor bir iş. Devamlı fiziki ve fikri parazitlere maruz kalıyoruz. Aldığımız nefesi bile Allah'a borçluyuz. Kendimize aslında bir hiç olduğumuzu hep hatırlatmalıyız. Hiç bir şeyin sahibi olmadığımızı anladığımız gün gerçekten bir şeylere sahip olmaya başlayacağız. Takvaya sahip olacağız. Ayakkabılarım 12 yıllık. Arkadaşımın artık kullanmadığı için bana verdiği pantolonu giyiyorum. Montum ise başka bir arkadaşımdan hediye. Beğenilmeye ihtiyaç duymuyorum. Ben kendimi beğeniyorum ya o bana yeter. Kıyafetlerim gibi hayatımın tümü de sade. Anladınız siz onu... Artık diyar diyar gezmek yerine doğup büyüdüğüm kentte Yalova'da günleri tüketiyorum. Çünkü ancak bir yere kök salınca gerçekten uzaklara gidilebileceğini anladım. Bir kaç yıl önce birine karşı içimde gelişen hiç dışa vurmadığım platonik bir aşkla Leyla'dan Mevla'yı buldum. Bir faniyi severek bakiyi sevdim. Bu sevgi bana yetiyor. Çünkü;
Aşk din,
Mutluluk ibadet,
Sevgi ise Tanrı'dır.
Sadeleşince bunu anladım.
Tek lüksüm okuduğum kitaplar, sabahları aile çay bahçesinde denize karşı içtiğim Türk kahvem. Sade bir hayat benim ki. Yalnız, mütevazi, sessiz... Ben sadece telefonun ekranına her sabah karaladığım şu yazılarımın sahibiyim.Kaybedeceğim hiç bir şey olmadığı için özgürüm. Özgür olduğum için gerçekten güçlüyüm... Peki ya siz? Vazgeçmeye hazır mısınız? Asıl güç sahip olmakta değil, vazgeçebildiklerimizde..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder