Şartların müsait olmaması bir engel midir? İnsan hep kendisine Tanrılardan ateşi çalıp getirecek bir Prometheus'a mı ihtiyaç duyar? Yoksa bir karakter ortaya koyup sorunların üstesinden mi gelir? Hayat bizi asla boş bırakmaz. Hep yoklar. Bize birbiri ardına kazık sorular sorar. Cevabını bilmediğimiz bu sorulara kriz demişiz. Kriz cevap ister. O ana kadar sürdürdüğümüz rutin davranışlar krizi yarattığı için krizin çözümü rutinin dışına çıkmakta gizlidir. Bakış açımızı değiştirmeliyiz. Sorun bizi değiştirmemeli. Biz soruna nüfuz edip onu değiştirmeliyiz. Misal havucu sıcak suyun içine atarsan yumuşayıp püre gibi bir şey olur. Yumurtayı sıcak suyun içine koyarsan katılaşır. Ama kahveyi sıcak suyun içine koyarsan suya koku ve tat verir. Krizler karşısında karakterimiz ne havuç gibi yumuşayıp kırılgan olmalıyız, nede yumurta gibi katılaşıp duygusuz bir insana dönüşmeliyiz. Krizler karşısında kahve gibi olmalı onun koku ve tat ürettiği gibi kendimizden yeni bir ben inşa etmeliyiz. Kaynar su yani kriz kahveye kahve olduğu için zarar veremez bilhakis kahve suya yani problemin kendine nüfuz eder ve onu değiştirir. Kriz Çince'de iki kelimeden oluşur. Birincisi tehlike ikincisi fırsat anlamına gelir. Krizleri fırsata dönüştürmeliyiz. Sonuçta düzen kaostan doğar. Epiktetos'tan bir sözle bitiriyorum:
İnsanı zincirleyen şartlar değil, şartlar karşısında geliştirdiği alışkanlıklarıdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder