2025 Nobel Edebiyat Ödülü sahibi Macar yazar Lászlo Krasznahorkai'ın Şeytan Tangosu ve Direnişin Melankolisi adlı romanlarını okudum. Macar yazar hayatı simgelerden yola çıkarak anlatmayı seviyor. Şeytan Tangosu bir göç hikayesi. Bedenlerini göç ettiren ama sefil ruhlarını harekete geçiremeyen bunun için bir kurtarıcı bekleyen köylülerin hikayesi. Kendilerini yıllardır ortalıkta görünmeyen ve köylerine geri dönen Irimias'ın kararlarına teslim ediyorlar. İçinde bulunduğu toplumun ve kendi durumunun sahteliğinden kurtulmak için belkide en sahici adımı atan kişi intihar eden Estike adında ki küçük kız. Bu durum bir toplumun kendi buhranının örümcek ağlarına takılıp içlerinde ki bir çocuğun bunalımına sağır kalmasını anlatıyor. Acaba Macar yazar, romandaki köy ve Estike üzerinden insanlığın içindeki çocuğun yitişine sembolik bir gönderme yapmış olabilir mi, diye düşündüm. Köyünü terk eden ve metruk bir şatoda kurtarıcıları Irimias'ın gecikmesi sonucu birbirine düşen grubun otoritesiz kalan toplumların kaosa sürüklenmesine gönderme yapıyor. Direnişin Melankolisi romanında yazar, karakterlerin fikirleri üzerinden sert, iğneleyici toplumsal eleştiriler yapıyor. Kafka'nın metinlerini andıran katastrofik atmosferler yaratıyor. Tek gösterisi devasa bir balinayı sergilemek olan taşra kasabasına gelen gizemli bir sirk halkı birbirine düşürüyor, anarşi yükselirken kent yağmalanıyor ve bu cehennem atmosferinde hırslı Eszter hanıma diktatörlük yolu açılıyor. Yağmacıların özelinden " Niye kötü olunurun " psikolojik portresini yazar okura başarıyla aktarıyor. Macar yazarın kitaplarını sevdim ve eğer ayıracak vaktiniz ve naktiniz varsa Lászlo Krasznahorkai romanlarını okumanızı tavsiye ediyorum.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder