11 Mayıs 2026 Pazartesi

Lefter

 Bu Büyük Adalı fakir balıkçı Hristo'nun vatansever oğlunun hikayesi. Bu Fenerbahçe efsanesi Türk futbolunun ordinaryus profesörü Lefter Küçükandonyadis'in hikayesi. Lefter filmini izledim.Babasının oku mühendis ol ısrarına rağmen Lefter küçüklüğünden beri hayalini kurduğu meşin yuvarlağın peşinden koşuyor. Futbola o kadar aşık ki, haftasonu Taksim stadında oynanan maçlarda top toplayıcılık yapıyor. Taksimspor-Beşiktaş maçında Beşiktaş efsanesi Baba Hakkı, kenarda top toplayıcı olan Lefter'i bir tesadüf sonucu sahaya oynaması için dahil ediyor ve bir efsane doğuyor. O maçta gol atan Lefter " Baba Hakkı'nın olduğu yerde gol attım " diye utanıp maç biter bitmez stadı kaçarcasına terk ediyor. Herkes gol atan genci soruyor. Taksimspora transfer oluyor. Ülkede ki yabancı uyruklu vatandaşlara uygulanan varlık vergisi nin yarattığı mağduriyetlere üzüntüsünden uzaklaşmak için askere gidiyor. Orada futbolsever komutanının talebiyle ordu takımını kuruyor ve bu takımda gazeteleri süsleyen başarıları ona Fenerbahçe kapısını açıyor. Kulüp yöneticisinin " Ne istersin? " sualine " Bir şey istemem, Fenerbahçe zaten benim rüyam. Ancak Hasta babamın tedavi ve ilaç masrafları 200 lira eder. Bunu karşılayın yeter, size borcumu öderim " diyerek Fenerbahçeye transfer oluyor. O yıllar centilmen yıllarmış. Rakibe küfür yok, hakaret yok, futbolcular birbirine karşı centilmen. Tezahüratlar " Ver Leftere, yazsın deftere. Ya ya ya, şa şa şa Fenerbahçe çok yaşa! " şeklinde. Yani anlayacağınız tribünlerde bir kalite var. Fener- G.Saray derbisi öncesi Mithatpaşa stadı koridorlarında şu diyaloglar geçiyor: Lefter, Metin Oktay'a " İzmir'de ne gol attın be " Metin Oktay cevap veriyor " Lefter İzmir'e kadar maça gelmiş, tabi atacağım " O sırada Fener santroforu Can Bartu G.Saray kalecisi Turgay Şeren'e " Turgaycım bugün sana hangi köşeden gol atayım? " diye takılıyor. Tüm bu dostane diyaloglar derbiden dakikalar önce iki rakip takım arasında geçiyor. Birde günümüzde rakip takım yönetecilerinin, kanlı bıçaklı hale gelen taraftarlarının ve birbirlerini sahada tahrik eden futbolcuların yarattığı savaş havasını görünce Lefter'in döneminde ki centilmenliğe yani fairplay'e özlem duymamak elde değil. Lefter bir gün Yunanistan'a milli maça giderken eşi bavulunu hazırlıyor. Bavulu gören Lefter " Bu çok olmadı mı? " diyor. Eşi de şöyle söylüyor: " Futbol senin ilk aşkın. Bense ikinci aşkınım. Kocam aşkıyla buluşurken yakışıklı olmalı " Lefter iki yıl süren Fiorentina ve Nice takımlarında oynadığı yurt dışı macerasında da başarılı olup tekrar Fenerbahçe'ye dönüyor. 6-7 Eylül 1955 tarihlerinde İstanbul'da Rum ve diğer azınlıklarına gerçekleşen şiddet ve yağma olaylarından Lefter ve ailesi de etkileniyor. O dönem dünyanın en iyi takımı olan Macaristan'ı İstanbul'da Lefter'in iki ve Metin Oktay'ın golleriyle 3-1 yendiğimiz maçın filmde tekrardan canlandırılması gerçekten harika olmuş. Bir Ordinaryus Hikayesi:Lefter filmi sadece bir sporcunun futbol hayatını değil, aşkını, kökeni ve ülkesi arasında kalışını ve özel hayatında ki çalkantıları da anlatıyor. Herkesin izlemesini tavsiye ederim. Özellikle de günümüzde ki futbol aktörlerinin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder