Hayat bizi korkutmuş. Çoğumuz ormanda aslan taklidi yapıyoruz çakallara yem olmamak için. Bu öyle bir ortam ki; kibarlık zayıflık, dürüstlük enayilik olarak algılanıyor. O yüzden hep " güçlüyü " oynamak zorunda kalıyoruz. Bu sahte rolde kendimize göstermemiz gereken şevkati ihmal ediyoruz. İnsan şevkati başkasından beklemeden, önce kendine göstermeli. Kişisel hislerimize karşı duyarlı olmalıyız. Ama ormanda aslan taklidi yaparken yaralarımıza, kırgınlıklarımıza, acılarımıza karşı duyarsızlaşıyoruz. Ortada bir "sorun" var ama biz onu halının altına süpürüyoruz. Vaktinde tedavi edilmeyen yara zamanla yıkıma dönüşüyor. Birgün hiç beklemediğimiz bir anda kendi enkazımızın altında kalıyoruz ve bu duruma şaşıyoruz. Dünyada pekçok insan uğradığı yıkımın nedeninden bi haber hayatına devam ediyor. İşin kötü yanı yıkımın sebebini anlamadan insan kendini yeniden inşa edemez. O yüzden ortalık insan enkazlarıyla dolu. Peki ne yapmalı? Önce ormanın kralı aslan taklidi yapmaktan vaz geçmeliyiz. Yaralarımıza bakma cesareti göstererek işe başlamalıyız. Teşhis yapıldıktan sonra gerisi kolay: profesyonel bir destek yada aileden, dostlardan yardım alarak " kırılganlığımızı " konuşarak sorunlarımızı aşmalıyız. Bakın Nietszche ne demiş: " Çoğu insan kırığı saklamayı güç sanır. Ve en tehlikeli yalan dayanıklılık kılığına giren çöküştür "
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder