Karşımda mavi bir traktör, hemen arkasında iki katlı küçük bir okul, bahçesi sessiz aslında Atatürk büstü ve direkte dalgalanan al bayrak çok şey anlatıyor anlayana. Okulla bakkalı ayıran yokuş aşağı bir yol, birden çoban ve arkasına kattığı koyun sürüsüyle o yol kalabaklaşıyor, köy meydanı sürünün çıngırak sesleriyle doluyor. Bakkalın yanında cami, caminin yanında çınar ağaçlarının altında oturduğum köy kahvesi. Kahvenin bitiminde yani solumda ise köyün iki katlı bahçeli evleri başlıyor. Huzur doluyum. Arkadaşımın teklifiyle bugün merkezden çok da uzak olmayan Yalova'nın Gacık köyüne geldim. Bakkal kahvecinin babası, muhtar kahvecinin oğlu... Ha ha ha tam aile işi. Rampanın ardından göz kırpan marmara denizini dikizlerken serçeler dallarda ötüyor. Köy ahalisinde sıcak bir muhabbet. Metropol İstanbul beni hep korkutur, her ne kadar İl diye anılsada kasabavari Yalovanın huzurunu hep tercih ederim. Ama bu köydeki huzur başka... Arkadaşımın işi bitene kadar bir buçuk saat köy kahvesinde oturmuş duyduğum her sesi, gördüğüm her kareyi, hissettiğim huzuru ezberlemeye çalışıyorum. O kadar güzel...Sonra köyün içine yürüyoruz sokağın köşesinde duran karabaş dik dik bize bakıyor. Neyse ki hırlamıyor. Arkadaşımın annesini ziyaret ediyoruz. Son bir yılda sağlıkla ilgili az badireler atlatmadı teyzem. Ama onu oldukça iyi görüyorum. Dua ettiğim insanlar var benim. Hergün andığım. Gülseren teyze de onlardan biri. Bunu kendisine anlatınca Allah razı olsun diyor. İki hafta önce çocuklarının beni aile kahvaltısına davet ettiklerini söyleyince " Oğlum sende ailedensin "diyor. Gözlerim doluyor. Gülseren teyze bana annemi hatırlatıyor. Elli küsür yaşındaki arkadaşımın annesinin dizinin dibine oturup birbirlerine sevgiyle bakmaları ve yarattıkları sevgi bulutu kalbime işliyor. Derken balkona çıkıyorum ve teyzecimin yardımcısının yaptığı etli fasulyeyi yiyorum. Balkon ama ne balkon! Solumdaki kiraz ağacı gelin gibi beyazlara bürünmüş. Çınarlar, çamlar evlerin turuncu kiremitlerinin arasından gözünün gördüğü yere kadar uzanıyor. Gök mavi, yer haki... Yeşil bir diyar. Yeşilliğin bitiminde marmara ve ardında İstanbul kıyıları görünüyor. Görsel balkondan çektiğim foto. Uzun uzun izliyorum yeşilliği. En ufak bir ses kirliliği yok. Sessizliği dinliyorum... Uzun süredir dinlememiştim. Bugün köyde geçirdiğim bir kaç saat bana çok iyi geliyor. Arada bir kaçmak, ıssızlaşmak lazım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder