Güçlüler de bir zamanlar güçsüzdü. Hayattaki mağlubiyetler zirveye döşenen basamaklardır. Kazanmak için önce yenilmeyi göze alacaksın. Karakterin güçle büyüyeceği gibi yanlış bir kanı var. Oysa ki gücün yaptığı tek şey karakteri açığa çıkarmaktır. Güç karakteri tartan bir terazidir. Güçten önce ve güçten sonra değişip değişmediğini ölçer. İnsanlar ve hatta onların oluşturduğu devletler tarih boyu gücün peşinden koşmuşlardır. Gücü en çok tanımlayan şey para olmuştur. Ama paraya bi şekilde ulaşan kişiler de eğer zayıf karakterlilerse paraya dayanan gücün mutluluk getirmediğini anlamışlardır. Terazinin bir kefesine para, diğer kefesine karakter konur. Eğer karakter hafif gelecek olursa insan tepetaklak olur. Yazının başında belirttiğim gibi insan güçsüz olmayı göze alamıyorsa gücü hayal etmemelidir. Yaralanmaktan korkmamalıdır. Çünkü yara ışığın içeri girdiği yerdir. Her insan kendi döngüsünü tamamlamak için şu hayata gelmiştir. Hepimizin bir hayat çemberi var. İnsanlar birbirine tek bir noktadan teğet birbirinden farklı büyüklüklerde sonsuz sayıdaki çemberler gibidir. Döngüyü tamamlayan her insan diğer döngülerin de sonunda varacağı yere yani tüm çemberlerin birbirine teğet olduğu o noktaya varırlar yani tekilliği deneyimlerler. Bu tasavvuftaki vahdet durumudur. Yani Allah'ın varlığını birliğini deneyimleme halidir. O yüzden bir başkasının döngüsünün çapına büyüklüğüne özenmeyi bırakıp kendi döngümüzü tamamlamaya bakmalıyız. Sonuçta herkesin varacağı yer o nokta.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder