Yeğenim Selin'in karne tatili vesilesiyle ailem geçen hafta sonu Yalova'ya gelip bende kaldılar. Dolu dolu üç gün geçirdik. Abim, yengem ve yeğenimle. Normalde onlar İstanbul'da yaşıyorlar. Onları üç günlüğüne Yalova'lı yaptım. He he he. Ben yalnız yaşayan bir insanım. Bir kedim bir de kendim. Onlardan önce ikamet ettiğim yer evdi. Onlarla birlikte evim " yuva " oldu. Bu bir kaç günlük ziyaret beni o kadar mutlu ettiki anlatamam. Çocukluğumda ki annemin, babamın sağlığında abim ve benden oluşan dört kişilik çekirdek ailemizle yaşadığım o çocuksu mutluluğu tekrardan içimde yaşadım.Kedim Tospik de ailemi çok sevdi. İlk gece soluğu lunaparkda aldık. Oyuncakların üzerindeki aydınlatmalarla lunapark, geceleyin ışıl ışıl tam bir renk cümbüşüydü. Gondol, dönme dolap, hız treni ve diğerleri... Yeğenim Selin oyuncaklardayken mutluluktan adeta kendini unuttu. Ben dönme dolaba binmeye korktum. Nerde Madrid'de ki Warner Bros. Parkında en tehlikeli oyuncaklara binen eski onur? Galiba artık yaşlanıyorum. Lunaparktan sonra sahildeki çay bahçesine oturduk.Yeğenim kumsalda oynarken abim ve yengemle çaylarımızı yudumladık. Ortalıkta kimseler yoktu. Marmaranın üzerinde perde gibi bir sis gözlerimize karşı kıyıdaki İstanbul'un ışıklarını adeta yasaklamıştı. Kulaklarımıza mavi gövdelerini sahile vuran dalgaların huzur verici sesi geliyordu.Sanki o gece çok yoğun bir çalışma hayatı olan abimle yengeme İstanbul'daki hayatlarını unutturmaya çalışıyordu. Bi saate yakın oturduk. Yeğenim yanımıza gelince " Ben denizle arkadaş oldum " dedi. " Nasıl oldun? " diye sorunca: " Denize eğer benimle arkadaş olmak istiyorsan büyük dalga gönder, dedim o da büyük dalga gönderdi " dedi. Bi çocuğun doğayla irtibat kurması konuşması çok hoşuma gitti. Ertesi gün sıcak kaplıca sularıyla meşhur Termal'e gittik. Bahçeleri, yemyeşil ağaçları, şifalı sularıyla Termal sanki cennetten bir fragman gibi. Öyle güzel ki Atatürk bile vakti zamanında dinlenmek için buraya gelirmiş. Termalde sıcak kaplıca suyuyla doldurulan açık bir havuz var. Ailecek o açık havuza girip sıcak kaplıca sularında bedenimize bayram ettirdik. Sonra hamamdaki kurşunlu banyoya girdik. Termal'de harika bir gün geçirdik. Ertesi günü yılankavi yollarda kentleşmenin bittiği bakir dağların ve ormanların arasında bir müddet gittikten sonra telefonların bile çekmediği Su Düşen Şelalesine gittik. Tepeden gürül gürül akan ve yanımızdan akıp giden akarsiyu besleyen Su Düşen Şelalesi büyüleyiciydi. Sanki Yüzüklerin Efendisi filmindeki ölümsüz Elflerin diyarını anımsatıyordu. Biraz üşüyünce ahşap bir barakanın içindeki şöminenin başına oturduk ve çay içip ısındık. Ateşin içinde çıtır çıtır yanan odunlar huzur vericiydi.Daha sonra Çınarcık Hasan Baba'da ayaklarımız altında uzanan Marmara denizini tepeden gören muhteşem bir manzara eşliğinde ayıptır söylemesi mangalda pişen nefis bir et ziyafeti çektik ve günü bitirdik. Ve son sabah... Yalova sahile çıktık. Deniz kenarındaki aile çay bahçesinde biz de Savaş ailesi olarak el yakan çıtır çıtır simitlerimizi yiyip çaylarımızı yudumladık. Daha sonra artan simidimizle kumsaldaki güvercinleri besledik. Daha sonra öpüşüp vedalaştık ve abimleri İstanbul'a yolcu ettim. Bu ziyaret beni çok mutlu etti ve tekrardan anladım ki aile her şeydir...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder