Charles Dickens 1800 lerde yaşamış İngiliz edebiyatının temsilcisi ve edebiyat tarihinin en önemli yazarlarından biri. Kendisiyle Büyük Umutlar romanını okuyunca tanıştım. Her yazarda olduğu gibi bende de okuduğu romanı tahlil etme alışkanlığı var. Piyasaya çıkmış elektronik bir aleti Çinli mühendisler gibi parçalara ayırıp ürünün ardındaki sırrı açığa çıkarma gibi bir davranış. Şu sonuçlara vardım. Dickens gözlem-duygu-anlatış arasındaki dengeyi çok iyi kuruyor. Dili yalın ve akıcı. Karakterlerinin her birine sanki onları usta bir tiyatrocu konuşturuyormuş gibi kişisel bir kimlik kazandırmış. Yani her bir karakterin konuşma tonu-rengi farklı. Romanlarında gerçek hayatın içindeki kadar iyiler de var kötülerde. İyi ve kötü huylu karakterlerin duygusal çatışması; bir ressamın boyaları karıştırıp tablo yapması gibi ortaya doğaçlama anlatılar çıkarıyor Dickens'in kitaplarında. Büyük Umutlar romanında Pip'in çocukluğundan başlayarak yetişkin bir adam oluncaya kadarki hayat hikayesine tanık oluyoruz. Pip hayata 1-0 mağlup başlamış bir çocuk. Anne babasını yeni doğduğunda yitirmiş ve kendisini sürekli döven aşağılayan ablasının insafına kalmış. Ablası ve demirci kocası Joe ile birlikte yaşıyor. Joe ise merhametli ve Pip'e karşı iyi bir adam. Pip'in bir gün hapisten kaçmış bir mahkumla karşılaşmasının romanın ilerleyen bölümlerinde kaderine etki ettiğini görüyoruz. Pip zengin yaşlı ve taş kalpli Bayan Havisham'ın konağına gitmeye başlayınca oradaki Estalla adlı kıza daha çocuk yaşta sevdalanıyor ve kimliği gizli bir vasinin Pip'i himaye etmesi ve ona Londra'da beyfendi olması için imkan sağlamasıyla olaylar gelişiyor. Pip'in hikayesi gönül yarası taşıyan, hayatın kötü ve iyi yanlarına maruz kalan, hayalleri yarım kalsa da iyi dostlarla hayata tutunan zalim yaşama ve hayal kırıklıklarına alışan bir kişinin inişli çıkışlı ne kara ne ak, gri olan hikayesini anlatıyor. Ben Charles Dicken'i çok beğendim ve en kısa sürede bir kaç kitabını daha edineceğim.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder