8 Ocak 2026 Perşembe

DEM

 Duyguları olan hassas varlıklarız.O yüzden kırılabiliyoruz. Bu durumu atlatmak için travmamızın üstüne yeni deneyimler yığmaya kalkıyoruz. Tıpkı eski bir afişin üstüne yeni afişler yapıştırmak gibi. Ama nereye gidersek gidelim o yara peşimizden geliyor. Çünkü demlenmeyi bilmiyoruz. Sabırsızız, beklemeyi bilmiyoruz. Oysaki insan acılarını da demlemeyi bilmeli. Acı kaçılacak bir şey değil, kabul edilecek sindirilecek bir şeydir aslında. Hayatta kendini tekrar eden paternler var. Belli bir eşiği geçtikten sonra karşınıza peruk takmış, kıyafet değiştirmiş, takma bıyık ve gözlükle kılık değiştirmiş olaylar geliyor. Belli bir tecrübeden sonra olayların cisminin yeni gibi görünsede özünün aynı olduğunu anlıyorsunuz ve sizi sürükleyebileceği noktaları önceden kestirebiliyorsunuz. Tıpkı yaptığı sayısız deney sonucu bir formül keşfeden bilim adamı gibi. Tüm zahmet o formülü keşfedene kadar çekiliyor. Sonrası kolay. Değişkeni formüle koyuyorsunuz ve sonucu elde ediyorsunuz.Bunu hayattaki detayların ve ahengin farkında olan olgun ruhlar yapabiliyor. Olumlu şeylerde ne coşkulu sevinç, olumsuz durumlarda ne aşırı üzüntü duyuyorlar artık. İki uca savrulmadan dengede duruyorlar. Dengede oldukları için artık hayatta düşmüyorlar.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder