Geçmiş çerçeve içine alınıp tamamlanmış bir resim olduğu için mi düşününce insana hatıra gibi gelir. Burada hatırayı olumlu anlamda kullandım. Hatıraların bize hoş gelmesinin sebebi onda belirsizlik denen şeyin olmayışı, yaşanıp bittiği, sınırlarının çizildiği ve kontrolümüz altında oluşu mudur? Peki geçmişteki yara şimdi neden canımızı acıtmaz? Bunun nedeni geçmişin üzerine binen yıllar mıdır yoksa karakterimizin üzerine eklenen deneyim midir? Yaranın üstünü örten zaman acıyı giderir lakin deneyim kazanmamış ruhun geçmiştekine benzer kazalar vuku bulduğunda şimdide de tekrardan yeni yaralar ve acılar yaşaması tehlikesi vardır. O yüzden yaşadığımız her olaydan alınacak bir ders, kazanılacak bir deneyim vardır. Çünkü zaman pansuman, deneyim ise kesin tedavidir. Acı çok enteresan bir şey. Yaşanan acıların yaşanacak acıları tedavi etmesi gibi bir durum var. Şayet acıları deneyim yapabilmişsek. Peki ama bi türlü kapatıp duvara asamadığımız çerçevelerden bugünümüze sızan travmalı resimler...? Bunun iki nedeni vardır. Kabahatimizden ötürü ya kendimizi bi türlü affetmeyişimizden yada kabahatinden ötürü bir başkasını affedemeyişimizden kaynaklanır. Affetmek akıllılıktır ama son aşama değildir. Sana yapılan kötülüğü umursamamak ise asıl bilgeliktir. Bu son aşamadır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder