Deniz sahile aşık, hiç durmadan dalgalarıyla kumsalı okşuyor. Gece olunca bir fısıltı duyuluyor mavi gövdeli dalgalardan. Marmara gökteki yıldızları ve ayı dalgalarına hapsetmiş aşığına armağan ediyor hiç durmadan. Bunlar yakamozların fısıltısı. Bunlar sevgiliye söylenen aşk mısraları. Ah şimdi denizler gibi olmak vardı... Hep o mavilik gibi özgür, hep o mavilik gibi dingin, hep o mavilik gibi engin. Eğer deniz olsaydım deniz kızlarını bulur onlarla sohbet ederdim. Onların dillere destan güzelliğini şöyle bir durup izlerdim. Masallarının bir parçası olurdum. Belki o zaman çocukluğumdaki gibi mutlu olurdum. Eğer deniz olsaydım Musa'yı görünce imanımdan ikiye yarılırdım. Firavun tayfasını görünce öfkemden üzerlerine akardım. Eğer deniz olsaydım Barbaros Hayrettin'i omuzlarımda taşırdım. O fetihten o fetihe koşardım. Eğer deniz olsaydım Titanik'e acırdım ve onu batırmazdım. Böylece Kate Winslet ve Leonardo Di Caprio hiç ayrılmazlardı. Evlenir belki bir çocukları olurdu. Belki adını bana teşekkür etmek için Derya koyarlardı. Eğer deniz olsaydım her akşam semadaki yıldızları yüklenir ve senin sahiline getirirdim. Tatlı tatlı tenine dokunur yakamozlanarak seni seviyorum derdim. Eğer deniz olsaydım ben seni çok severdim. Eğer deniz olsaydım...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder