İçimde sevinç çığlıkları, vapurun yanında uçan ve bir kaç yolcunun attığı ekmekleri kapan martıların attığı sevinç çığlıkları gibi. Geri dönüyorum bu sefer daha güçlü. Dönmek için gitmek gerekirdi. Gittiğim yerin tecrübesiyle bu sefer... Keşke hiç gitmeseydin hep bizimle kalsaydın diyorsun. Kelebek olmak için o kozanın karanlığına girmem gerekiyordu. O karanlıkta aklımdaki en çılgın fikirlerle yüzleştim. Deliliğin sınırlarını defalarca ihlal ettim. Beynim bekaretini kaybedince başka bir dünyanın da olduğunu idrak ettim. Dilini, kültürünü, örfünü adetini bilmediğim bir masal ülkesininde Sting Abinin şarkısında söylediği gibi " I am an alien, i am legal alien i am an English man in New York " oldum. Her gün kendimle kavga ettim. İkiye bölünmüş aklımın karanlık tarafı Sauron'un orkları gibi Gondor kalesini ölümüne müdafa eden küçülüp azıcık kalmış aklımın iyi tarafına acımasızca saldırıyordu. Bu savaş esnasında başta sağlığım olmak üzere pek çok şey kaybettim. Ama sonunda kazandım. Karanlık tarafı yenince kozanın karanlığını nasıl aşacağımı da öğrendim. Artık özgürüm. Kendimle ve hayatla barış içindeyim. Bazen bu savaşa gerek var mıydı, Onur diye kendi kendime soruyorum. Masalsı hayatı anlaman için vardı, cevabını veriyorum. Masalı anlamak bize gerçeğin değerini öğretiyor. Sonuçta tekamül, barış ve özgürlük savaş olmadan kazanılmıyor. Savaş barışın antrenmanı değil mi? Geri döndüm. Yeni gelmedik, geri geldik dostlar.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder