Yemin bir anda edilen bir şey midir yoksa geçen uzun yıllardan sonra artık değişmiş hayatımızın farkına vardığımız an mıdır? Bir kaç saniyeyi mi kapsar yoksa kanıksanmış uzun yılları mı kapsar? Baştaki bir söz müdür yoksa sonda tavırlarınıza gösterdiğiniz sadakat için duyduğunuz gurur mudur? Hazları tutsak etmek ruhu özgür kılmak mıdır? Yoksa hayatında yeni bir başlangıç yapmak mıdır? Bazen suçluluk duymaktır eğer o yemin tutulmamışsa. Bazen iyice kaybolmanın, zıvanadan çıkmanın, kendini yitirmenin masum görünümlü şeytani bahanesidir o tutulamamış yemin... O kadar da karamsar olma. Çünkü tutulamamış bir yeminin bile güzel bir tarafı vardır. Çünkü bazen tövbe kapısıdır. O yüzden bozulan yeminler karanlığa da götürür, tövbeyi hatırlarsan Tanrı'nın nuruna da götürür. İşte şeytanda noksan olan şey o tövbedir. Sen tövbesiz kalma sakın.
Peki biraz da aşk desem? Yeminden bahsediyordun şimdi aşk da nereden çıktı, dediğinizi duyar gibiyim. Aşk en büyük yemin değil midir? Hayatınız boyunca; geçmişteki, şimdi ki ve gelecekte ki hikayelerine sahip çıkacağınız insanlara gönül verin. Kader sizi nasıl konumlandırırsa konumlandırsın her zaman sizin için " değerli " olacak insanlar olsun hayatınızda... Aşk birbirini bulma hali değil, bir birini ömür boyu "tutma" halidir. Leylayı bulacağız ki Mevlayı bulalım. Hiç bir faniyi sevmeden Bakiyi sevebilir miyiz? Ağlıyorsan bu iyi bir şey. Akan yaşlar yıllar önce sana zorla giydirilen yüzündeki uyurgezer klanına ait ruhsuz beyaz maskeyi yavaş yavaş silecek ve hakiki " mizacını " ortaya çıkaracak. Belirsizlik mi? Korkma demeyeceğim. Kork, hatta ödün bile kopsun. Ama karanlığa doğru bas gaza. Belki bir Ferhat çıkıp senin için dağı delmiştir. Belki bir serdengeçti senin için sora sora Bağdat'a gelmiştir. Ana gibi yâr Bağdat gibi diyar olmaz, demişler. Bağdat yıkıldı ama analar dimdik ayakta! Analara selam olsun...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder