29 Ekim 2026 Perşembe

Kırık değilsin, Hayattasın

 Olayları "kendi ağırlığıyla" geçip gitmesine izin versek belki de daha az sarsılacağız. Oysa ki biz yaşadıklarımıza kimlik, hikaye, anlam, duygu yüklüyoruz ve hayatımızdaki kazaların altında soluğumuz kesiliyor. Ağır olan başımıza gelen değil ona yüklediğimiz " kendi " ağırlığımız. İnsana hayal gücü bahşedilmiştir bu ona büyütme gücü de verir. Bunu yabana atmamak gerekir. İnsan dediğin çiçeklere özen gösterip bir bahçeyi de büyütebilir, ateşi harlayıp, büyütüp koca bir ormanı da yakabilir. Aynı şey zihin için de geçerli. 

Bazen durup nefes almak gerekiyor. Hayat koşuşturmacasının içinden sıyrılmak; kendini gündemdem soyutlamak, her gün yaptığın rutinin dışına çıkmak, gitmediğin bir mahallede yürümek, oturup bir kahve içmek, bir sahil, bir mesire alanı yada bir parka uğramak. Kafa bu doymaz tatlı bir obur. Duyuyor, görüyor, biriktiriyor. Algıları kestik diyelim, hiç bir şey yapamazsa o zaman da düşünüyor, " kuruyor "... Kazana dönen kafayı da dinlendirmek lazım. Çünkü o size asla hayır diyemeyen bir uşak gibi. Yeri geliyor ona problem çözdürüyorsunuz, yeri geliyor plan yaptırıyorsunuz, her zaman her an en basit bir cümleyi bile ona kurduruyorsunuz...  Ama gün geliyor diyemediği hayırların acısını en olmadık anda; yas, öfke, yorgunluk olarak kusuyor. O yüzden hobiler ve meditasyon konusunu önemsemek gerekir. Hobi kişiden kişiye değişir ama size namazdan daha güzel bir meditasyon olur mu, diyeceğim. Herkese nasip olsun. Sakın ha yanlış anlamayın:Yas, öfke, yorgunluk da hayatın doğal bir parçası. Çünkü:

Yas, sevginin kanıtıdır.

Öfke, önemsediğinin kanıtıdır.

Yorgunluk, çabanın kanıtıdır.

Kırık değilsin.

HAYATTASIN...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder