Hayatımızda ki güzelliklerin kıymetini bilmeli ama aç gözlü olmamalıyız. Tatminsizlik insanı şükürden uzaklaştırır ve sınırları ihlal ettirir.Hayat değer verdiğiniz şeyler varsa daha anlamlı ve güzel olur. Kalp değer verdikçe eksilmez bilakis büyür. Birbirini "büyüten" insanların hikayelerini hep çok güzel bulmuşumdur. Abartmalı, hatta kendini kaybetmeli insan. Belki de yıllardır kaybolmaktan korktuğun için fanustan dışarı çıkamıyorsun ve kendini kaybetmek kısırdöngüden çıkmanın tek yoludur ama yine bi kaç cümle başa dönüyorum: Başkalarının sınırını ihlal etmeden... Ya sözleri duymamız değil de görmemiz gerekiyorsa? Ya insanları bilmemiz değil de " anlamamız " gerekiyorsa? Acaba o zaman kulaklarımız açılır mı? Acaba o zaman kalplerimiz görür mü? Acaba o zaman bizimle her saniye konuşan Tanrı'ya layık olabilir miyiz? Bu her şeyi garanti altına alma hastalığından bir kurtulsak... Yahu her şey garanti olsa tevekkül anlamını yitirirdi. Yoksa sen Tanrı'yı aradan çıkartmak mı istiyorsun? Evimiz inşaat halindeyken bi gün annemle " Şu oda babamın çalışma odası olur ve kitapları bulunur " dedik. İnşaat bittiğinde o odaya babam yatalak halde girmişti... O yüzden " garanti " diye bir şey yok. Öyle olsa peygamber efendimize şefaat etme gücü Allah tarafından bahşedilmişken, o kızı Fatma'ya " Sakın ha peygamber kızı olduğuna güvenme. Ahiretin senin elinde " demezdi. Şimdi tüm sevdiklerimi düşünerek şunu diyorum: Akıbetimiz hayırolsun. Ahiretimiz cennet olsun.
AMİN...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder