Allah sevdiği kulunun karşısına " adresi " bilen insanlar çıkarırmış. Evimizin adresini ezbere biliyoruz peki ya yuvamızın adresi...? İnsan kendisine okumayı öğreten öğretmenini asla unutmaz. Peki ya hayatı okumayı öğreten yüce gönüllüler kalbinin neresindedir...? Ben güneşim olan o insanları bir ömür baş tacı yaparım. Akıl harıl harıl çalışan ve restoranda önünüze servis edilen leziz bir yemeğin yapıldığı karmaşık bir mutfak gibidir. O yüzden insan çoğu zaman davranışlarına ve tavırlarına kefil olabilirken "sonunda" tavırlarında düzeni yarattığı aklının kaosuna kefil olamaz. Bu kötü bir durum değil. Kendimizi her zaman ciddiye almamak lazım. Şu hayatta kaostan korkmamak lazım. Çünkü kaosun sonu düzendir. Birini düşüncelerindeki kazalara göre değil eylemlerine göre değerlendirmek daha iyidir. Çünkü zihnindeki hataların altını çizersek bu bahsettiğim mutfaktaki çiğ etin tadına bakmaktır. Ona zaman tanıyın. Yemeği yapmasına ve o eti pişirmesine izin verin. Yemeğin tadına daima sofrada bakın. Kafa mutfaksa, gönül de sofradır. Hayatınız boyunca gönül sofranıza afiyet verenlerle karşılaşmanız dileğiyle...
Afiyet olsun.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder