10 Ekim 2026 Cumartesi

İki Şehrin Hikayesi

 Charles Dickens'ın 1859 yılında yazdığı Londra'da ve Fransız Devrimi günlerinde Paris'de geçen İki Şehrin Hikayesi adlı romanı tüm zamanların en çok okunan kitaplarından biridir. Bir ülkenin kaderinde söz sahibi olan kaymak tabaka eğer toplumun genelindeki sefalete kayıtsız kalıyor ve daha da ileri gidip bu durumu alaya alıyorsa; toplumunda yıllardır hakim olan umutsuzluk yavaş yavaş önü alınamaz bir öfkeye evriliyor ve bir noktadan sonra sosyal patlama yaşanıyor ve kanlı devrim gerçekleşiyor. Zaten gerçek devrimler kanlı olur. Romanda hikaye edilen Fransız Devrimi de bunlardan biri. Giyotinler kelleye doymazken bir şehrin kaderi şımarık soylulardan alınıp baldırı çıplaklara veriliyor. Charles Dickens'ın anlatısı çok yalın ve akıcı. Bence kitabı " önemli " yapan tarihi bir olayı çarpıcı bir şekilde ele almasının yanında karakterlerin gücünden, hikaye içine yerleştirilmiş sürprizlerinden ve sarsıcı finalinden kaynaklanıyor. İngiliz yazar muhteşem bir simya ile bu baş yapıtı yaratmış. Öldü sanılan hafızası yitik doktor Manette haksız yere 20 yıl süren mahkumiyeti sonrası kim olduğunu yeniden hatırlıyor. Fransa'da ki tüm soyluluk ayrıcalıklarını erdemli bir şekilde reddeden ve Londra'da doktor Manette'nin kızı Lucie ile izdivaç yapan Charles Darnay'ın geçmişinden gelen ailevi sırlarının kayınpederinin kaderine etkisi gün gelip en kritik anda ortaya saçılıyor. Lucie bekarken bu işin asla olmayacağını bilen ama ona gönlünü açan Bay Carton sevdiği kadının saadeti için ölümcül bir fedarkarlık yapıyor. Bu kitap her insan evladının bir başkası için derin bir sır ve gizem barındırdığı, korkunç şeylerin hatta ölümün kendisinin bile bir sır barındırdığı üzerine kafa yoran bir kitap. Charles Dickens'den aşk, devrim, fedarkarlık, erdem üzerine yazılmış İki Şehrin Hikayesi muhteşem bir başyapıt.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder