8 Temmuz 2026 Çarşamba

Uçurtma

 Bir akşam üzeri Marmaranın güney yakasından kuzeyde kalan İstanbul'a bakıyorum. Gök kızıl, kalbim ise gökten daha kırmızı. Marmara denizinin ardında kalan tepeler kadim bir kenti omuzlarında taşıdığı için gururlu. Peki İstanbul kendisine yapılan bu jestin farkında mı? Levent'de ki kulelerin siluetleri belli belirsiz görülüyor. Yaşadığım emekli kentinden oralardaki iş dünyasının, hayat koşuşturmacasının tüm o gürültü patırtısını bir an hayal ediyorum. Sonra bakışlarımı önümde ki sahilde göklerde süzülen bir uçurtmaya çeviriyorum. Hayatın rüzgârına karşı isyan edenler yükseliyor. Gözlerimle sahili tarıyorum uçurtmayı uçuran çocuğu bulabilmek için. Gözlerimi kısıp bakıyorum, bakıyorum ne kadar uğraşırsam uğraşayım gökteki uçurtmanın yerde ki sahibini bulamıyorum. Belki de bu akşam vaktinin bu hatırasının aklımda bu şekilde kalması gerekiyordur. Sahibi olmayan ve ipi boşta kalmış bir uçurtma... Arkadaşımın 5 yaşında ki oğlunun sesiyle düşüncelerimden oturduğum masaya tekrar dönüyorum. Arkadaşım, oğlu ve ben masada 3 kişiyiz. " Ben dondurma istiyorum " diyor. " Hadi sana dondurma alalım " diyorum. Masadan kalkıyoruz ve dondurma tezgâhına gidiyoruz. Vural Abisi minik adamın istediği gibi bir top çikolatalı dondurmasını külahına koyuyor. Masaya dönüyoruz. Dondurmasını yalarken minik adam " Telefonumda Roblox oyunu yüklü olduğu için futbol oyununu yükleyemiyorum. Aynı anda 2 oyunu oynayamıyorum" diyor. Oyunu oynarken aynı anda ana okulundan arkadaşları olan Ahmet ve Mehmetle konuşuyormuş. Aklım aynı anda futbol oyununu telefonuna yükleyememesine takılıyor. Kendi kendime " Şimdiki çocukların dertleri büyük " diyorum...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder