28 Temmuz 2026 Salı

Gün Batımı

 Bir zamanlar, bir kaç büyük hatam ile bir kaç büyük  kazam arasında bir yerlerde... Farkına varmanın ilk basamaklarında hayat merdiveninin. En kritik noktasında kaderimin. Güçlü olmak bana ağır gelmişti. Kusursuzluğa kafayı takıp en kusurlu suçları işledim zihnimde. Tanrı Sisifos'u iterek kanter içinde bir dağın zirvesine çıkardığı kayayı her seferinde aşağı yuvarlayıp onu tekrar tekrar sonsuza kadar zirveye ittirmeye mahkum ederek cezalandırdı. Beni ise görünmezliğimi elimden alarak. "Ortamın" en ünlü ünsüzü olmanın diyetiydi bu belkide...Bu dediklerim kişisel tarihimin karanlık sayfalarında kalan bir " rüya mıydı? " derken yakın zamanda bir muhteremin günlüğünü okumaya başladım. Onun kelimeleriyle geçmişe dair şüphelerimi rüzgârın bulutları dağıtması gibi dağıttım. Dün akşam "onu" hayal edip yanımdaymışcasına elini tutup sahilin birinde gökyüzünü turuncuya boyarken yavaş yavaş denizin ardına düşen güneşi uğurladım. Kaderinde kıyamet,yok oluş,son olan dünya dönmekten vazgeçiyor mu? Kaç kere yenilirsen yenil, kaç kere yeniden başlamak zorunda olursan ol; evrendeki bu muhteşem "ahengin" hatrına, gördüğün, duyduğun, hissettiğin çevrendeki bu güzel hayatın aşkına bereketin harekette olduğunu hatırla ve oyna. Bilmek lanet değildir. Bugün sadaka veren olursun yarın sadaka alan. Elbet bu hikayenin biyerinde senin için var bir yanan. Aldatmasın seni pusudaki fiyakalı şeytan. Hakikati görür gönül gözüyle bakan. Mutluluğu ıskalar kusursuz kul arayan...Kurtulur güce değil Rabbine tapan.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder