Bugün 15 Temmuz. Fetullahçı Terör Örgütü tarafından ülkemiz demokrasisine yapılan ve 251 vatandaşımızın şehit olduğu kanlı darbe girişiminin onuncu yıl dönümü. Bugün büyük konuşmalar yapılacak, kahramanlık hikayeleri anlatılacak fakat yarın her şey unutulacak. Bugün size 15 Temmuz'un hiç anlatılmayacak öyküsünden bahsedeceğim. 2006 yılında FETÖ'nün Ege Bölge İmamı yanında taşıdığı flaş belleği düşürüyor. Bu bellek bir vatandaşın eline geçiyor. Vatandaş belleği açınca şoka giriyor. Çünkü o belleğin içinde ki bilgilerin çoğu Ege Ordu Komutanlığında ki askerlerle ilgiliydi. Ayrıca askerinden, polisine devlette çalışan ve hakkında bilgi toplanan herkes FETÖ tarafından fişlenmiş ve zamanı geldiğinde kullanılmak üzere kaydı tutulmuş. Flaş belleği bulan vatandaş o dönem Fetullahçılarla medyada mücadele ettiğini bildiği gazeteci Tuncay Özkan'a ulaştırıyor. Bakın sene 2006, darbenin 10 yıl öncesi... Tuncay Özkan çok güvendiği Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'dan randevu alıyor ve Ankara'ya gidiyor. Belleği Başbuğ'a veriyor. Böylece bellek soruşturması resmen başlıyor. Böylece arşivi kaptıran FETÖ imamı ile ilişkili 173 TSK mensubu açığa çıkartıldı. Ancak FETÖ devlet içinde harekete geçmişti ve FETÖ'cü hakim, savcı ve polisler tarafından düzmece Ergenekon davaları başlamıştı. 2008 de gazeteci Tuncay Özkan tutuklandı ve beş buçuk yıl hapis yattı. Tuncay Özkan tutuklanmasının en büyük nedenini flaş bellek olduğunu düşünüyordu. Flaş bellek ile TSK'daki soruşturma süreci 2 yıl sürdü ve " Fetullah Gülen grubu mensubu olduğu iddia edilen personel ile ilgili gerekli takip işlemleri yapılmış olup olumsuz herhangi bir duruma rastlanmamıştır " açıklamasıyla dosya maalesef kapatıldı. Gereği yapılmayan belleğin sonucunda FETÖ cesaret buldu ve 15 Temmuz darbesini yaptı. O belleğin içinde darbenin beyni olan FETÖ'nün ordu imamı olan Adil Öksüz'ün de adı geçiyordu. Bellek soruşturmasını kapatan imzanın sahibi yarbay TSK içinde ki FETÖ'cülerle ilişkisini 20 Haziran 2017 de verdiği ifadede itiraf etmişti. Yani anlayacağınız kediye ciğer emanet edilmişti. Belleğin üzerine gidilse darbeden 10 yıl önce FETÖ'nün sözde ordu imamı Adil Öksüz deşifre olacak ve FETÖ kanlı darbeyi yapamayacak ve 251 vatandaşımız hayatını kaybetmeyecekti. AKP iktidarını sağlamlaştırmak için iktidarının ilk yıllarında Fetullahçılarla iş birliği yapmasa ne Fetullah Terör Örgütü devlet içinde bu derece palazlanacak ne de 15 Temmuz 2016 da kanlı darbe olacaktı. O yüzden bugün muhteşem muhteremler, büyük konuşmalar yaparken, kahramanlık hikayelerini anlatırken bir de 15 Temmuz'un hiç anlatılmayacak hikayesini düşünün. Tuncay Özkan'ın FETÖ'NÜN BELLEĞİ kitabında gölgeler içinde kalan tüm bu ihanet hikayesi anlatılıyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder