Birgün hepimiz çerçevede bir resim olacağız. Misafir odasının birinde, duvarda yada vitrinde. O çerçevenin içinden geriye kalanlara bakacağız ama konuşamayacağız. Nefes alırken ettiğimiz kelamlar evrende yankılanacak. Geridekiler çerçevemizin yerini kanıksayacaklar ve arada bir fotoğrafımızla göz göze gelecekler. O bir kaç saniyede bir tat hissedecekler. Buruk, acı yada lezzetli bir tat. Sanki bir kahveden yudum almışlar gibi. İşte geriye kalanlara hissettirebileceğimiz duygu böyle olacak. Bir kaç saniye, bir kahveden sonra hissedilen kısa süreli bir tat gibi... Sonra onlarda birgün çerçeve olacak. Ondan sonrakiler ve ondan da sonrakiler ve diğerleri... O yüzden bu hırs niye? Bu doyumsuzluk niye? Kendimize dert ettiğimiz şeyler niye? İyi yaşamak lazım hayatı. Tebessüm etmek, tatlı söz söylemek lazım çevremize. İnsanı ayakta tutan bacakları değildir. İnsanı ayakta tutan sabrı, şükrü, hayalleri ve umududur. İnancı insanın hudududur. Hududunuzu iyi koruyun. Hiç bir şeyin inancınıza zulmetmesine izin vermeyin. Çünkü kişinin inancı onun vatanıdır. Hayat bir savaş, sanma ki zaman geçiyor yavaş yavaş, kendini dinle içindeki iyiliğe ulaş, böylelikle kendini aş. Çünkü bu savaşı kendini aşanlar kazanacak.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder